"Epstein adası skandalını" ilk duyduğum zamanlardan beri aklıma bir hadîs-i şerif geliyor: "Şeytanın tahtı deniz üzerindedir." Başka bir rivâyette de şöyle buyruluyor: "Şeytan, tahtını su üzerine kurar, sonra da çetelerini insanlara gönderir."Böylesi rivâyetler "ada" tarzı izole kimi yerleşimlerin "fitne yatağı" olarak kullanılacağına da işaret ediyor olabilir mi? "Allahu a'lem!" kaydıyla konuşursak, evet, sanki. Böyle bir imâ mümkünmüş gibi geliyor.Nitekim Epstein de "teşkilatıyla birlikte" işlediği suçlar için görece gözlerden uzak kalabileceği böyle bir bölgeyi seçmiş. Seçtiği yer onu şeytanlaşmamış insanların denetiminden de korumuş. James Bond filmlerinin kurgusunda da bu klişe hep vardır. Kötü adam hep "izole bölgelerde" çalışır.
Fakat, bu berbat vesileyle, birşey daha Müslüman dünyasında inşâ olunmalıdır artık: Cenab-ı Hakkın "daha hayırlı" kıldığı "ümmeten vasatan" kendileridir. İnsaniyet sıfatına daha yakın sosyoloji her zaman kendi sosyolojileridir. Tamam. İstisnasız değillerdir. Kötülük işlemez değillerdir. Melek değillerdir. Evet. Ancak ortalama alındığında, kendisine "medeniyet" diyen hiçbir "deniyet" onlarla insaniyette boy ölçüşemez. İki Dünya Savaşı'yla dünyaya kan kusturan onlar değillerdir. Sömürgecilikle mazlumların anasını ağlatan onlar değillerdir. Vahşi kapitalizmle çeşitli küresel felâketlere sebep olanlar onlar değillerdir.Ancak, ne yazık, yaşananlara karşı kendilerini "kötü hissedenler" de onlardır. Zîra, Batı, tezgâhı öyle kârlı bir yere kurmuştur ki, hem her türlü rezilliği keyifle işler, hem de rezilliklerden doğan mesuliyeti müslümanlara kolayca satar.
Biraz da bu hikmetle, mürşidim, Risale-i Nur'unun bir yerinde şöyle söyler: **"Eğer istersen hayâlinle Nurşin karyesindeki Seydânın meclisine git bak: Orada fukara