59,6 milyar dolar maliyetin içinde, Türkiye'nin Suriye'de gerçekleştirdiği askeri harekât bölgelerinde yaşamaya devam eden 3 milyon Suriyeli için yaptığı harcamalar yoktur. Özgür Suriye Ordusu için yaptığı harcamalar yoktur. Askeri operasyonların maliyeti yoktur. Türk esnafın uğradığı zarar yoktur.
Türkiye, dünyada en fazla sığınmacının olduğu, GSMH'sine göre sığınmacılar için en fazla para harcayan ülkedir. İktidar bu ölçüsüz harcamayı fakir Türk halkının omuzlarına yüklemektedir. Aylık geliri 852 TL'nin altında olan yurttaş sayısı 8,6 milyon iken ve 11,5 milyon Türk vatandaşı sosyal güvenlik sisteminin dışında yaşarken; Suriyeli sığınmacılar için harcanan parayı izah etmek mümkün değildir. Türkiye, ağır borçlu bir ülkedir. Borç almak için dünyada en fazla faizi ödemek zorunda olan ülkedir.
Kendi halkına yeterli iş yaratamayan Türk ekonomisi, bir de Arap göçü altında ezilmekte, Türk insanı işini kaybetmektedir. 2016-2019 arasında 132.497 Suriyeliye çalışma izni verilmiştir. Bunun haricinde kayıt dışı çalışan Suriyeli sığınmacı sayısının 1 milyon olduğu tahmin edilmekle birlikte net olarak bilinmemektedir. 7 milyon işsizin olduğu Türkiye'de Suriyeliler, asgari ücretin altında çalışmayı kabul etmekte, dolayısıyla Türk işçisi işinden olmakta veya hiç iş bulamamaktadır. İşsizliğin çıldırttığı ve intihara sürüklediği gençlerimiz var. Merve Çavdar, 25 yaşında bir genç öğretmen adayıydı. İşsizlikten intihar etti. Onun gibi 42 öğretmen adayı 2016/17 yıllarında hayatlarına işsizlikten ötürü son verdiler.
İslam'a göre ensar ve muhacirden bahsedeceksek eğer, bunu herkesin kendi imkanlarıyla gerçekleştirmesi gerekir, yani bir kişi ensar olmak istiyorsa, kardeşi olarak gördüğü kişiyi evine, aşına ortak edecektir. Evini, işini, mülkünün belli bir kısmını paylaşacaktır. Bu sorumluluğu toplumun tamamına yüklemeyecektir. Eğer gelen gelsin ben kira gelirimi on kata çıkarayım, iş yerimde kaçak çalıştırıp sigortasını ödemeyeyim, kültürel olarak bütün çatışmalarda bana ne yaaa! diyorsa, bu ensarlık edebiyatı altında sansarlıktır, toplumu insanca yaşamdan uzaklaştırma ve kölelik düzenini meşrulaştırmaktır. Ancak bu sansarlığın bedelini ekonomik, siyasal ve demografik olarak bütün toplum ödeyecektir. Herkesin şapkasını önüne alıp düşünmesi ve tüm yetkilileri çözüme zorlaması gerekiyor.
Aygün Akyol
Hatay Valisi Rahmi Doğan Suriyeli sayısının, Hatay'da yaşayan toplam kişi sayısının yüzde 18,14'üne karşılık geldiğini belirtti... 2021 Haziran- 2022 Haziran ayları arasında Hatay'da 32 bin 782 doğum gerçekleştiğini, bunlardan 22 bin 779'unun Türk, 10 binin ise Suriyeli olduğunu belirten Doğan, "Bu da Hatay'da doğan çocukların yaklaşık 4'te 1'ine yakın bir rakama tekabül ediyor. Dolasıyla, abartıldığı gibi 'Hatay'da doğan çocukların yüzde 70'i, doğan çocukların yüzde 80'i, 4'te 3'ü Suriyelidir gibi' iddiası tamamen yanlıştır, çarpıtmadır, rakamlarla oynamadır" dedi. veryansintv.com/hatayda-dogan-s...
Saygın koltukta oturan şayet %18'lik bir kesim 1/4 oranında doğumların sahibi ise bu 5/1'lik kesimin 1/4'lük doğum sayısına ulaştığını gösterir ve fazladır. Bir de 32 binde 10 bin kişi 1/4'den ziyade 1/3'e tekabül eder.
Demografik işgal durdurulur ve gelenler ülkelerine hukuki olarak gönderilse (gönderilmesi, durmalarından daha hukuki) yarınlarda da bu sözü söyleyebiliriz!