s

Siyasî Mücadele

2 üye
Takip
Ancak dansçılardan biri ağlayarak ayağa fırlayıp susmasını söylemiş, ardından kapıya koşarak Patricio'yıı ihbar edeceğini haykırmış
Sayfa 305·Kitabı okudu
Siyasî Mücadele
Duygularımı mücadelede kullanılacak bir silaha dönüştürmeliydim.
Sayfa 308·Kitabı okudu
Siyasî Mücadele
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
KÜRTLERİN ve TÜRKLERİN KURTULUŞU...
- "Yaklaşık 150 senedir, bazı Kürtler, Batılı devletlere başvurarak, Kürdistan kurmalarına yardım etmelerini istiyorlar. Batılılar da hiçbir zaman bu başvuruları reddetmiyor. Çünkü onların da işine geliyor. Karşılarındaki Türk devletinin küçülmesi ve zayıflamasını cazip buluyorlar. Ama Kürtleri, önce destek vermişken, sonra Türklerle olan çıkarları daha olumlu bir hâl alınca, kolayca sattıkları da oluyor. Putin geçen gün bahsediyordu. Birinci Dünya Savaşından sonra Kürtlere devlet kuracakları sözünü vermişler, sonra satmışlar diye. O dönemdeki planların Rus Çarlığı da içinde tabii; en azından başlangıçta neyin ne olduğunu biliyor. Bununla beraber, bu strateji Kürtler arasında taraftar bulmaya devam ediyor. Bazen Sovyetler, bazen Batılı devletler, güçlü gördükleri ve Türkleri dize getireceğini düşündükleri kim olursa derhal yanaşıyorlar. İlişki çabucak gelişiyor. Amaçlarına ulaşmak için silahlı mücadele dahil her yolu deniyorlar. Ne var ki, şimdiye kadar bu yollardan amaçlarına ulaşamadılar. Irak'ta rejim değiştirmeye yardım karşılığında ABD Kürtlere bir özerklik koparabilmişti. Bu özerklik bir ara bağımsızlığa doğru seyrettiyse de Irak buna müsaade etmedi. Sonra Suriye'de rejim değişikliğine ilişkin olaylar başladı. Benzer bir süreç orada yaşandı. ABD bu sefer büyük destek verdi. Suriye'de bir Kürdistan oluşturmak için yoğun çaba sarfetti. Bugün bu oluşum da tehlikede. Bağımsız Kürdistan, parmaklarıyla dokunabilecek kadar yakınlarına gelmişken, Suriye'deki ihtilal ile şartlar değişti. Şimdi Batılılar yeniden satar mı, satmaz mı, emin olamıyorlar. Durum belirsiz. ABD'nin Kürdistan yapmak istediği bölgede çok az Kürt yaşıyor ve yerel halk Kürdistan istemiyor. Suriyeli ihtilalciler ülkelerinin bölünmesine razı değil. Türkiye de böyle bir suni devletle komşu olmak
Siyasî Mücadele
SİYASÎ ŞUUR...
- "(...)"Başyücelik Devleti" teorisi büyük bir imkândır. Bu teoriye hem entelektüel mânâda katkı vermek, hem de insanların kafalarına ve gönüllerine hitap edecek şekilde yokluğunu hissettirmek, bunu bir ıstıraba dönüştürmek; başa alınması gereken meselelerdendir. İçinde hayatın sürdürüldüğü rejim ve arzu edilen sistem arasındaki zıtlığın kişilerde meydana getirdiği sancı derecesi ve rengindendir ki, siyasî şuur oluşur..."
Sayfa 119 - IV. Bölüm -Üç Kimlik: Âlim-Aydın-Mütefekkir- Kudema Yayıncılık
Siyasî Mücadele
İSLÂMCI KAVGA, İSLÂMÎ DÜNYA GÖRÜŞÜYLE OLUR!..
- "Zamanımız Müslümanlarının iki büyük zaafı var. Birincisi, kavga etmeyi bilmiyorlar. Kavga çıkınca çoğunluğun kaçacak delik aramasını kasdetmiyorum sırf. O da doğru ama daha önemlisi, bir yiğitçe duruş, bir gözükaralık, bir fedakârlık ahlâkı görmüyoruz. Düşman görünce sıvışmaya hazır Arap tavşanı psikolojisiyle kavga edermiş gibi yapılıyor. “Ben Allah Resûlü için kendimden şunu veririm” diye ortaya çıkan yok, kendilerine prestij sağlamak için bir şeylere karşı koyarmış gibi yapıyorlar. Kavga, bir fikrin hayata geçirilmesi için verilen mücadeleler bütünüdür. Uzak bir istikbâle ısmarlanmış bir dâvânın mırın kırın üslûbu değildir. Kavga eden adam, istikbâli halihazırda yaşar. İnkılâbı yaşar. İnkılâp uzakta değildir; şimdi ve burada yoksa hiçbir yerde değildir. Kavga adamı ortalık yumuşasın da iki laf edeyim diye beklemez; düşmanının en güçlü ânında onun üstüne yürür. Çünkü ancak böyle yaparsa kendinden sonra geleceklere bir yol açar. Kavga ancak, kavganın hakkını verenlerle gelenekleşir. Yiğitten yiğit doğar; sıvışmaya hazır olansa kendi gibi sıvışmaya hazır tipler üretir. O kavga hiçbir yere varmaz. Bin yıl da geçse başladığı yerde sayar. Tarih yerinde saymaya da ilanihaye izin vermeyeceği için yok olur gider. İkinci zaaf, konuşmaya kalktılar mı genellikle konuşacak bir şey bulamıyorlar. Kimsenin bir mevzuu yok. Bir mevzuda söyleyecek bir şeyi yok. Bakıyorsun adam akademisyen, güzel çalışmaları var, bir de en mühim camiye imam yapıyorlar. O camide ilmini konuşturacağı, nezaketini göstereceği yerde, twitter fenomeni olmaya kalkıyor. “Kemalizm bize neler etmişti, biliyorsunuz değil mi?” Yahu biliyoruz. Biz Kemalizm eleştirisine karşı değiliz. Ama Kemalizm’i ortadan kaldırdığın zaman kimsenin konuşacak bir şeyi kalmıyor. “Bize neler etti ah” demekten öte söyleyecek bir
Siyasî Mücadele
BİZ OLAMIYORSAK ZIDDIMIZI ELEŞTİRMENİN FAYDASI DA YOK!
- "Ben tabii çok fazla dışarıya dönük eleştiriler yapmıyorum. Daha ziyade İslâmî kesime yönelik eleştiriler yapıyorum. Bunun başlıca iki sebebi var. Birincisi, işin bir ucuzluk tarafı, manipülasyonlara da alet olmaya müsait tarafı var. Dışarıya sallamak kolay. Çoğu zaman ezbere klişelerle yapılabiliyor bu. Sahte kutuplaşmalar, ucuz karalamalar, başımızdaki emperyalistlerin de çok hoşuna gidiyor. Onlar böyle bir Türkiye görmek istiyorlar. İnsanlar birbirine internette sallasın, kimse kimseyi dinlemesin, anlamasın. Buradan hiçbir yere varılmaz. Türkiye’nin gerçek meselesi, İslâmî kesimin bir inkılâbı başarıp başarmayacağıdır. Bu mesele, İslâmî kesimin istikbâlde var olup olmayacağı, hatta Türkiye’nin var olup olmayacağı kadar mühimdir. Daha ileri gidelim: Yeryüzünde bir insanlık kalıp kalmayacağı, insanın emperyalistler elinde bir ucubeye dönüşüp dönüşmeyeceği ile ilgilidir. İslâmî kesimin muhatap olduğu inkılâbı başarması bu kadar mühimdir. Ama ne yazık ki, camia bu inkılâbın hakkından gelmenin şartlarına bir hayli uzak. Fikir diyorsun kaçacak delik arıyorlar, sanat diyorsun herkes arkasını dönüp uzaklaşıyor, aksiyon diyorsun linç edilmediğin kalıyor. Bir Müslüman yeryüzünde bunlarla temayüz etmeyecekse neyle edecek? Fikirde, sanatta, ahlâkta insanlığın en ilerisinde olmayacaksa dünyada ne işi var? Bakıyorsun vaiz cemaate kadınların giyimini şikâyet ediyor. Oğlum sen cemaatin önderi olmaya talip değil misin, bunların çözüm yollarını göstermek için ortaya çıkmadın mı, halka neyi şikâyet ediyorsun? Lâfa gelince kurtarıcısın ama daha kendi kafanı kurtaramamışsın. Öteki tuvalete sol ayakla girmenin faziletini anlatıyor. Anlata anlata bitiremiyor. Dönüyor dolaşıyor anlatıyor. Bir de hüküm basıyor: “İşte bunu yaptığımız gün kurtuluruz.” Ne kurtulmaya dair bir fikri var, ne de
Siyasî Mücadele