Bir cumhuriyet savcısının boğazı kesilerek öldürüldüğü ülkede hiç kimse güvende değildir. Düzelsin diye beklediğimiz tarımı, hayvancılığı, ekonomoyi geçtik; depremini, selini, yangınını unuttuk! Doğal yolla hayatta kalmak tamamen şans mı oldu? Hastalığın bile üzerinde birilerinin kirli eli var! Bebek katilleri... Sahte kanser ilaçları... Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki "güvenlik" ilk sıraya yerleşti bizde. Sevgilisi, kardeşi, babası, trafikte basitçe tartıştığı biri... tarafından öldürülenleri saymaya gerek bile yok. Biz ne yaşıyoruz? Ya da asıl soru "yaşıyor muyuz?!"