Sonsuz karşılaşmalar ve etkileşimler evreninde, hangi nedenlerin etkileri ile eylediğimizi kavradığımız ölçüde, bu etkileşimlerden ne ölçüde sevinç, ne ölçüde kederle çıkabileceğimizi de fark ederiz.
Yalnızca arzu, insana gelişme kaydetme imkanı sağlamaya muktedir bir güçtür; ama, insanın yönelmesinin uygun düşeceği objeleri (ya da kişileri) sayesinde seçip ayırt edeceği aklın yardımı olmaksızın arzu boştur.
Temsil-etmeyişi açısından her düşünme tarzı duygu adını alacaktır. Bir istek, bir arzu, bir irade, kesin bir şekilde, bir şey istediğimi anlatır; istediğim şey bir temsil nesnesidir; istediğim şey bir fikirde verilidir; ama istemem bir fikir değildir, bir duygudur; çünkü temsili olmayan bir düşünme tarzıdır.
Herhangi bir şey yapmak gerekmiyor, bulmak gerekiyor. Kendi inceliğini bulmak gerekiyor - yani çekilmek değil, bir parçası olarak girebileceğim daha üstün bireylikleri icat etmek gerekiyor - çünkü bu bireylikler önceden yoklar.