statik.

4 üye
Takip
@infazgiyotini & @intihardenemeleri
nefesimin kesildiği, sigarayla ciğerimi ısıttığım vakitlerden yazıyorum. hep yazmak istediğim anlarda yazamadım, konuşmam gereken zamanlarda konuşamadım. her şeye ve herkese geç kaldım, yaşama olduğu gibi. gitmek istediğim anlarda hep oturdum, kalkamadım dizlerime derman bırakmadılar. ölmek istedim kapılarımı kilitlediler, bir kaç ilaca, sigaraya ve duvarlara hapsettiler. ağlayamadıklarımı, anlayamadıklarını duvarlara bıraktım. yolun sonunda, merdivenin son basamağındayım. bir adım daha atsam karanlıkta en dipteyim. kafamın ta en derinlerinden bağıran bir ses, zihnimi işgal eden birkaç anı, küllüğümde yer bırakmayacak kadar acıtan çaresizlik. ötesini sorarsan ötesi toprak, ötesi günah.
statik.
“bekleyeceğim leyla, bekleyeceğim. seni geri getiremiyorum, sana geleceğim günü bekleyeceğim.”
statik.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
annen yok, kimsen yok.
statik.
insan mutsuzken yazmak, anlatmak, bağırmak için çok zamanı oluyor. bir ara demiştim mutluluğumu, heyecanımı bile paylaşacağım kimse yokken seçilmiş yalnızlık safsataları zoruma gidiyor diye işte hayatımın bu döneminde benim her şeyi paylaşabileceğim insanlar var artık çevremde. olmadıkları da oluyor herkesin bir yaşamı var bunu da anlayabiliyorum artık bu yüzden beni aşağıya çekecek, gülümsememi durduracak her şeyden arkama bakmadan kaçmaya çalışıyorum. canım sıkıldıysa ve kimseye ulaşamıyorsam tek kalıyorum, kendimi dinliyorum beni sinirlendirecek şeylerden de kaçıyorum aynı zamanda. hiçbir şeyi unutmuş değilim insan geçmişini, kendi olmasını sağlayan hiçbir şeyi bir sandığa koyup üstüne dantel örtemiyor ama bunlar artık omzuma yük olmaktansa elimden tutup beni yürüten şeyler oluyor. geçmişim karşıma geçtiğinde artık beni boğan, acı çekmemi sağlayan, her an boğazıma bıçak dayayan bir şey olmaktansa bak diyor bak bunları geçirdin o yüzden sakın oturma oraya, sakın düşme burada. biz diyor biz kolay gelmedik buraya sakın tekrar bu hale dönme sakın.
statik.
hüzün hep yüzündür. öperim.
statik.
şöyle düşün. birini gerçekten hayatından gömmek diye bir şey yok aslında. toprağa giren beden oluyor, aklındaki versiyonu değil. çünkü hafıza denen şey biraz arsız. silinmesi gereken yerde özellikle direniyor. yürürsün mesela bir sokaktan, bir şey yok ortada. aynı kaldırım, aynı duvar, aynı gölge. ama senin aklında biri hâlâ o köşede durur. biri gülmüştür orada, biri sana dönüp bir şey söylemiştir, biri saçını kulağının arkasına atmıştır. ve beynin o anı tekrar tekrar oynatır. sanki eski bir filmi ileri geri sarar gibi. kötü tarafı şu; dünya hiçbir şey olmamış gibi devam eder. trafik akar, insanlar kahkaha atar, biri dondurma yer, biri sevgilisinin elini tutar. sen ise bir anlığına durursun. çünkü bir ses, bir koku, bir şarkı, bir rüzgâr. hepsi bir anda seni yıllar öncesine fırlatabilir. aklın garip bir yer. zaman çizgi gibi ilerlemez orada. bir saniyede geçmişin ortasına düşersin. insanı en çok şaşırtan da bu zaten. biri gitmiştir ama bazı yerlerde hâlâ yaşamaya devam eder. bir bankta otururken, bir kapıdan çıkarken, bir sokağın köşesini dönerken. sanki az önce oradaymış gibi. elini uzatsan değecekmiş gibi. halbuki yoktur. sadece anının bıraktığı iz vardır. sonra zaman dediğimiz o garip şey devreye girer. ilk başta nefes almak bile zor gelir insana. yemek yemek bile anlamsızdır. güneş doğar ama insan içinden “biraz bekleseydin” der. sanki dünya da birkaç gün durabilirdi. ama durmaz. dünya hiç kimse için durmaz zaten. kaba ama gerçek bir sistem. yavaş yavaş öğrenirsin sonra. unutmayı değil. onunla yaşamayı. anı dediğin şey tamamen kaybolmaz. sadece keskinliği azalır. bir yara gibi düşün. ilk zamanlar dokununca yanar. sonra kabuk bağlar. sonra bir gün fark edersin ki artık canını eskisi kadar yakmıyor. ama iz hâlâ oradadır. bazen biri sorar “geçti mi?” diye. insanın
statik.