García Márquez, büyülü gerçekçilik tarzındaki eserleriyle tanınır ve Latin Amerika edebiyatının önde gelen isimlerinden biridir.
Roman, toplumsal normlara, ahlaki değerlere ve geleneklere dair bir dizi eleştiri sunar. Nasar'ın ölümü, toplumun çürümüş değerleri, geleneksel normlara kör bir bağlılık ve cinayetin önlenmeyişini simgeler. Márquez, Latin Amerika toplumunun içsel çelişkilerini ve çatışmalarını cesurca yorumlar. Haftada bir gemi ile uzaktan selam veren, horoz ibibiği çorbası sevdiği için onlarca horozu telef eden piskopos karakteri de toplumda yaşanan sorunlara din adamlarının sağır dilsiz olduğuna, sadece gücünü kullanıp topluma sırtını çevirdiğine dair güzel bir eleştiri mahiyetindedir.
Rüyalar, simgeler ve gerçeküstü unsurlar, olayları sıra dışı bir perspektiften görmemizi sağlar. Kadınların toplumdaki yeri, bekaretin ve geleneksel ritüellerin önemi vurgulanan romanda cinayet ikiz kardeşler tarafından değil toplumun çürümüş iç yüzü tarafından işlendiğine şahit oluruz.
Ben ise hala Santiago'nun suçsuz yere öldürüldüğünü düşünüyorum.