Merhum Ordinaryüs Prof.Dr. Reha Oğuz Türkkan'ın hayatı, fikirleri, söylemleri, akademik makaleleri hakkında yanlı yansız, gerçek yalan birçok bilgiye ulaşabilir, kafanızda bir kanı oluşturabilirsiniz. Fakat ebediyete uğurlanmış bir insanın, bir ilim adamının hakkında "aşırıya kaçmış" düşüncelerin kimseye bir faydası olmayacağını hatırlatıyor ve işin bu yönüyle alakadar olmak istemiyorum. Bu yüzden benim lakırdılarım daha çok kitap özelinde olacaktır.
Kitabı bir yakınımın evinde gördüm, dikkatimi çektiği için alıp okumaya başladım. Elimdeki yenilenmiş 2. baskı Pozitif Yayınları'na ait ve Mart 2007 tarihinde basılmış. Toplamı 272 sayfa. Bu platformda okunma, alıntılama ve inceleme sayısı çok düşük. Biraz da bu yönüyle düşünüp hem kendim için hem de (naçizane) faydası olur düşüncesiyle, ileriye dönük olarak meraklı okuyucuların kafasında bir fikir oluşturabilmesine yardımcı olmak üzere bu incelemeyi yazmaya karar verdim. Kusurlarımız olduysa şimdiden affola...
Merhum Türkkan Hoca, kitabında aslında çok iddialı ve bir o kadar karmaşık sorulara kendi perspektifiyle cevap aramaya çalışmış. Kendine özgü bir anlatım metodu kitapta ağır basıyor. Türklüğün doğuşu, kime Türk dendiği, Türk tarihinin çeşitli devreleri, dünyanın Türk'e bakışı yazarın ele aldığı konulardan bazıları. Konuların muhteviyatı gereği yer yer kendini tekrara düşmüş. Bu durum beni rahatsız etse de bu tarz eserlerde gayet doğaldır. Bunun dışında, bunca akademik ve teknik bilgiyi halkın anlayabileceği dilden anlatmak ise başka bir meziyet olsa gerek. Bu yönüyle kitap "yarı başarılı" sayılır. Pozitif bakarsak: Bazı sayfalarda okuyucuyu boğsa da en azından dili ağır değil. Anlatılmaya çalışılan meseleler resimlerle, şablon ve tablolarla, gazete kupürleriyle vs. desteklenmeye çalışılmış. Çeşitli ve zengin