Anton Çehov, taşra hayatının monotonluğu içine gizlenmiş olan korkunç ahlaki çürümeyi ve insanın açgözlülüğünü, adeta bir cerrah titizliğiyle ruhumuza işleyerek anlatıyor. Bir ailenin felakete sürüklenişini izlerken, adaletsizliğin yarattığı o derin sessizlikte insanlığın nasıl adım adım uçuruma yuvarlandığına tüm çıplaklığıyla tanık oluyorum.