Gözlerimizi yukarı çevirirsek Tanrı'nın bize varlığını zorla kabul ettirmeye çalışmadığını, onu bir ilişki olasılığı olarak sunduğunu keşfederiz.
Bizi O'nun Varlığı'na açan evet sözcüğünü söylemek bize, kulaklarımıza, ağzımıza, yüreğimize düşer.
Ancak o zaman O'nun krallığının bir asa ya da emir öngörmediğini, ordulara sahip olmadığını, savaş ilan etmediğini biliriz.
Onun her şeye yeten gücü,
bize kucak açan o kırılgan sevgisidir.
Ve bizler baskı altında kalmışsak, yorulmuşsak, uzun zamandan beri yollardaysak ve nereye konacağımızı bilemiyorsak işte oraya,
onun dokusunun sevgi dolu
bilgeliğine sığınabiliriz.
Ve ancak o zaman, ancak yuvaya girdiğimizde onun formunun dumanlı ve içine girilemeyen bir gizem değil, her gün sokakta karşılaştığımız ötekinin çehresi olduğunu anlarız; O'nun bizden anne ısrarıyla istediği şeyin, yüceliği önünde diz çökmek, hayranlık duymak, kurbanlar vermek değil,
gözlerimizi O'nun gözyaşlarının bere- ketine sunmak olduğunu keşfederiz. Çünkü sadece bizim gözyaşlarımız dünyayı kurtaracaktır.