ByMur

ByMur
Seyyah, okur, yazar ve fotoğraf! Yoksan dahi yokluğundan agâh Bir gün olurum seninle hemrâh ~Abdülhak Hâmit
Sabitlenmiş gönderi
Saki
“ Bâkî diyecek yerde, demişti sâki Meyhâne ve peymâne perişan oldu Gönlümde fakat kaldı o sâkî bakî.”
Sâkî bakî
Yanlış yapan, kendisini kandıran insan bir kere uyarılır, sonrasında yapılan aynı yanlış hata değil ya da istemeyerek yapmaya değil, bilerek ve isteyerek yapmaya girer. Sizin düşünceleriniz nedir?
Söz varlığımızın en mühim kaynaklarından olan Dîvânu Lügâti't-Türk'te iki mısra: Eren kamug artadı nengler udu Tavar körüp üs-leyü eske çokar (Mal mülk hırsından insanların ahlakı tamamen bozuldu. Bir meta/eşya görseler akbabanın leşe üşüşmesi gibi saldırıyorlar.) Bu tespitin henüz 11. yüzyıla ait olduğunu da hatırlatalım
İnsan ve ahlak
Ahlaksızlığın “ ahlak “ olarak kabul gördüğü ortamlarda insan olarak yaşamdan eser kalma ihtimali olabilir mi?
Kaderde yazılanlar başa geldiği zaman Allah Teâlâya karşı gelmek; dinin, tevhidin, tevekkülün ve ihlâsın ölümüdür. İman etmiş olan kalp, "niçin ve neden" gibi sözleri bilmez. Bilakis, "başım gözüm üstüne" der. Nefis daima muhalefet halindedir ve sürekli karışıklık çıkarır. Onu ıslah etmek isteyen kimse şerrinden emin oluncaya kadar onunla mücâhede etmelidir. Nefsin işi bütünüyle şer içinde şerdir. Ancak onunla mücâhede edilip de mutmain olduğunda ise bütünüyle hayır içinde hayır olur; bütün taatlere yönelmeye ve bütün günahları terketmeye uygun olur. İşte o zaman kendisine, " Ey mutmain olan nefis! Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabb'ine dön!" (Fecr 89/27-28) diye hitap edilir.
Kader