Bilgi öğren ve yerin başköşe olsun; bilgi insan için sağlam bir kalkandır. Bilgisiz yürek ve dil neye yarar; bilgi ile su gibi herkese faydalı ol. Ne kadar bilsen de yine ara; bak, bilen dileğine sorarak erişir. Bilirim dersen sen henüz bilgiden uzaksın; bilenler arasında sen bilgisizlerden sayılırsın.
Bilgi bir denizdir,
onun ucu bucağı yoktur; serçe emse emse bundan ne kadar ağzına su alabilir. Bu bilgin ile senin başın döner; kendisini bilmeyen kendinden uzaklaştır.
Sen ya bilgi öğrenip insan ol ve kendini yükselt yahut hayvan adını alıp insanlardan uzaklaş.
Bilgilinin yüzü gülmez, onun yüzü her vakit düşünceli ve çatıktır; bilgisiz daima sevinç içinde katıla katıla güler.
Bilgili insan bu kaygı içinde nasıl kahkaha atar; ey bilgisiz, sen dağ keçisi gibi debelen, dolaş.
Bilgilinin ayakları kösteklendi, kalkıp koşamaz; bilgisiz, bak, arzularının peşinde durmadan koşar.
Ey âlim,
senin ayağında köstek var; bilgisiz ise yürür, bilgisiz bir kösteklenirse sen onun kösteğini sıkılaştır.
İşte ben bilgi isteyerek ona el uzattım; sözü söze katarak dizip sıraladım.
Bu Türkçe sözü yabani geyik gibi gördüm; onu yavaşça tuttum, aldatarak kendime yaklaştırdım. Okşadım, ısındırdım, çabucak bana gönül verdi; yine de ara sıra ürküyor, korkuyor. Ele geçirdiğim gibi sözü takip ettim; onun miski güzel kokular saçmağa
başladı. Sözü doğru söyledim, o sert ve acı oldu; doğru söze tahammül eden akıllı insandır.
Okuyana fazla ağır gelmesin, ben uzun uzadıya izah ederek özümün bağışlanmasını istedim.
Doğru sözden başkasına söz deme; doğru ile eğri arasındaki fark beyaz ile siyah arasındaki fark gibidir.