İmdi,
eğer buraya kadar yapılan izahları anladıysan, sana "insan"la ne kastedildiğini açıklamış oldum.
O'nun En Güzel İsimlerle ya da onlarla nitelenmiş bulunmakla elde ettiği görkem ve izzete ve bu İsimlerin kendileri için mükemmel bir tecelli mahalli ve her şeyi kuşatıcı bir mazhar (gözükme yeri) olması için onu istemelerine bak.
En Güzel İsimler'in onu talep etmesinden ve onun varlığana ihtiyaç duymala- rından onun izzetini, yani görkem, ululuk ve şerefini anlarsın;
zira aranan şeyin şeref ve izzeti,
arayının şeref ve izzetine göre olur;
ve aynı şekilde onun özünde bir hiç olan
varlığının tezahürünün onlarla, yani o İsimler sayesinde olmasından da onun ne kadar aşağılık (zillet) biri olduğunu
anlarsın;
zira yokluk yasalarına bağlı ya da bağımlı olmaktan ve varolmak için başkasına muhtaç bulunmaktan daha aşağılık bir şey yoktur.
Anla artık!
Öyleyse,
eğer sen de akıllıysan, sevginin kıymetini, aşkın gücünü,
seni seven varlığın değerini bilmen gerekir; ayrıca ona kavuşmak için, Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanarak, gayret göstermen ve acele etmen gerekir.
Çünkü O,
o sevgiyle yarattı seni;
o sevginin bir dengi,
bir benzeri kesinlikle yoktur, ebediyen de olamaz.
Çünkü O'nun yaptığı her şey sevgiyledir, sevgidendir.
İlk önce de onunla başlamıştır işe;
dolayısıyla her şey,
o sevginin bir sonucudur;
ta ilk baştan beri,
seni o sevgiyle sevmektedir.
Bu dairede de böyle: Birkaç kurnaz ve işbilirin yanında bir sürü de Allah'ın mübarek koyunları var...
Yaşamak ve yeryüzünde üç adımlık bir yer işgal etmekle mühim bir iş yaptıklarını zannederler. Kimisi gençliğine mağrurdur; kimisi ihtiyarlığına ve tecrübesizliğine dayanıp böbürlenir; kimisi eskiden neydim diye övünür; kimisi ilerde neler olacağını ihsas ederek itibar kazanmak ister.
Hepsi birden mahiyetini asla anlamadıkları bu değirmenin içinde
yuvarlanıp giderler ve kâinatın mihverinin kendilerinden geçtiğini vehmederler.
Kimisinin de ihtiyarlıktan çenesi düşmüştür, benim gibi gevezelik edip durur."