Bakın kızlar, bir erkek her zaman daha ilerisini ister. Telefonla konuşsa buluşmak ister, kafede buluşsa tenhada buluşmak ister, bugün elini tutsa yarın öpmek öbür gün sarılmak ister... Erkekleri kendinizle kıyaslamayın, o cinsel dürtü erkeğin beyninde depreşir durur hep. Sizin en romantik en duygusal gördüğünüz anlarda bile erkek cinselliğe odaklıdır. Nöro-biyolojik olarak erkeğin beyninde cinselliği kapsayan alan kadının beyninden 2,5 kat daha fazladır.
Namazlı abdestli dindar görünümlü diye kimseye güvenmeyin. Kötü oldukları için demiyorum. İyi insan olabilirler, başlangıçta iyi niyetli olabilir evlilik düşünüyor olabilirler. Ama o iş öyle kalmıyor. Farkında olmadan milim milim ilerliyor ve farkına vardığınızda ne ileri ne de geri gidemediğiniz bir cenderenin içinde buluyorsunuz kendinizi. Evlenseniz, evlenemiyorsunuz, ayrılsanız ayrılamıyorsunuz. Allah'tan utanıyor, ailenizden utanıyor, kendinizden utanıyorsunuz. “Zihnimde intihar senaryoları dönüyor” diye gelen mesajlara bir yenisi daha eklenince beni bu saatte dilhun, uykumdan etti.
Onun için ikaz ediyorum, bir yıl içinde evlenecek durumda değilseniz kimseyle ilişki kurmayın. Ne olursa olsun kimseyle tenhada buluşmayın. Bu gibi yollara girdiyseniz derhal ipleri koparıp, tövbe edip kendinizi ibadete verin. İntihar senaryolarını zihninizden silip atın. İnsanoğlu beşer, şaşar. Hatanın neresinden dönerseniz kârdır. Allah sıkıntılarınızı gidersin, işlerinizi felaha erdirsin...
Melike aynı düşüncelere sahibiz belki kelimelerin kifayetsiz kaldığı durumlar olabilir. Zaten ilk yazımda kadın - erkek zıtlığının konuyu buraya getirdiğinden dem vurularak yazıyı kaleme alan hanımkızımızın feminist düşüncelerden kaçınması salık verilmiş olduğunu göz ardı etmeyin.
Toplumu aileler oluşturur bireyler değil. Aileyide Allah’ın yarattığı kadın - erkek bireyler. Asıl mesele Allah’ın yarattığı kulların onun koyduğu kurallara bile isteye karşı çıkıp uygulamaktan uzağa düştüğü ve insana secde etmeyen şeytana uymayı / bir anlamda tapınmadır bu yaşam tarzı. Burada ele alınan konular benim inançla ilgili konuların bildiklerimin bunu okuyanlarında biliyor olduğu yönünde hüsnü zan üzerine olup bilmeyenlerinde doğru kaynaklardan kadın- erkek yaratılışın manası , ilk yaratılış , islamda evlilik ve cinsellik konuları doğru şekilde öğrenilmesine salık vermektir. Yoksa kısır döngü atışma oluşturmak değildir. Konuyu bu şekilde konumlandırmaktır naçizane niyetim. Sonuçta ( bilenlerle bilmeyenlerin aynı olmadığı - ayeti hatırlanmalı )
durumudur konu.
Melike konu hassas ve çok önemlidir. İlk başta konuya yorum yapmak veya yapmamak arasında kalsamda doğruyu bulabilmek açısından irdelemenin ve fikir teatsininin de lüzumlu olmasından dolayı katkı çabasıyla yorum beyan edildi. Bu konuların ele alınış biçimi ve varılması amaçlanan yönlendirmelerle katkı yapabilmek güzeldir. Önemli olan doğru ve yanlış ayırdımını düşünen ve okuyan beyinlere havale etmelidir.
Mesele elbise değildir, mesele öğretilmemiş saygıdır. Bir kız çocuğu büyürken “kendini koru” diye tembihlenir, ama bir erkek çocuğa “incitme” denmez. İşte o suskunluk, yıllar sonra bir toplumun utancına dönüşür.
Kadınlarımıza “nasıl giyinmesi gerektiği” öğretilmek yerine, oğullarımıza “nasıl bakmaları gerektiği” öğretilmeli.
“Kıyafet değil, bilinç örter insanı.”
Sevgi yaratılışın mayası olmasıyla;
“
Sevginin olmadığı yerde saygı oluşmaz”
Daha doğru olur ki sevgi gönüldedir kendinde olmayanı başkasında bulamazsın.
Saygı;
Sevmesede tam manasıyla onu yaratana duyulan sevgi üzerine “ saygı “ oluşur.
Saygı kuru kuru karşındakini ötekileştirip susmak veya “sana saygı duyuyorum ama”sözü olmamalıdır.
Niyetim yazara muhalefet olmak değildir,
Bilakis saygıyla karşılarım.