Dünyada ruhu olan tek ülke biziz. Dünyanın insanca yaşanacak bir yere dönüştürülmesini sağlayacak ruh bizde var. Ama biz yokuz. Biz, “biz” değiliz. Biz, “biz” değiliz çünkü biz “bizde / kendimizde” değiliz. Bizi biz yapan tarihi de, kültürü de, değerleri de yitirdik. En vahimi de şu: Var olmadığımızı da, kendimiz olmadığımızı da, kendi dünyamızda yaşamadığımızı da bilmiyoruz bile.
Yok edilmeye çalışıldığımızı bile bilemeyecek kadar yokuz.
İKİ ASIRLIK MANKURTLAŞTIRMA OPERASYONU...
İki asırdır büyük bir mankurtlaştırılma operasyonu yiyoruz. Bunun farkında bile değiliz henüz. Duyma, kavrama ve düşünme melekelerimiz yok edildi, zihnimiz felçleştirildi. Hiçbir şeyi anlayacak, kavrayacak ve hakkıyla yorumlayacak ve önümüzü açacak zihin açıcı bir kavram haritası, derinlikli anlam haritası ve emin bir yol haritası çıkaracak durumda değiliz.
İki asırlık tarihimiz yok oluş ve bu yokoluşa direniş tarihi. Şu an yokuz ama yok edilmiş değiliz. Mankurtlaştırma projesi bütün hızıyla ve bütün cephelerden uygulanıyor üzerimizde iki asırdır. Mankurtlaştırma projesini, önce tarih yapma irâdemizi yok ederek başlattılar. Akîdemizi yâni.
Akîdemiz, bizim tarih yapma irâdemizin kaynağı: Varlık sebebimiz.
Ehl-i Sünnet akîdesi bizim maddî-manevî dayanağımız, tutamağımız, tek kelimeyle söylersek, omurgamız: Hem ruhumuzun kaynağı; hem de tarihte yaptığımız herkesi kendine getirici, diriltici, nefes kesici hakikat medeniyeti yolculuğumuzun gürül gürül akan ve bizi her daim yıkayan, temizleyen, arındıran, yalpaladığımız zaman silkeleyip kendimize getiren arı duru tertemiz pınarı.
BATILILARIN KORKULU RÜYASI ŞİA DEĞİL, EHL-İ SÜNNET’TİR!
Batılıların korkulu rüyası Ehl-i Sünnet’tir, Şia değil.
**Ehl-i Sünnet, İslâm’ın ana caddesidir, omurgasıdır, ruhudur,