Bugün halkı kırbaçlayan muhafazakar kültürün kaynağı siyasettir, devlettir, yasalarla inşa edilmiş yoksulluktur. (…) Türk ailesine muhafazakar kültür siyasi ideolojiler tarafından dayatılmıştır. Ceza yasalarıyla, baskıyla, zulümle zorla kabul ettirilmiş, çaresiz bırakılmıştır.
Emirlerine, yasaklarına mahkum oluyoruz, doymuyorlar. Sessiz kalıyoruz doymuyorlar. Çırılçıplak yoksulluğumuzun kırbacıyla her gün kendi beynimizi dövüp dayanılmaz acılar içinde silikleşip can çekişiyoruz, doymuyorlar. Ne sayımızı biliyorlar, ne kaç lira aldığımızı, ne kaç yaşında öldüğümüzü biliyorlar, ne, nerede nasıl çalışacağımızı biliyorlar. Onlar için eğlenceli bir kaygı bataklığındayız. Çaresizlikten duyduğumuz korkularla eğleniyorlar.
Ne dünyayı değiştirme gücümüz, ne dünyayı aşma hayalimiz kaldı. Kimin hikayesini dinlesek tüylerimiz diken diken batıyor gözlerimize. Sevdiğimiz tek bir şey görmeden akşam oluyor. Eve dönerken akşam, sabah çıktığımız aynı adım izlerinden korkuyoruz. Bizi hiçbir yere götürmeyen ayak izleri bir ölü çarşafına sarılıp geri getiriyor akşamları. Hava güzel olsa da, güzel havalar vahşi pis kuşlar gibi gagalayıp gagalayıp et kopartıyor vücutlarımızdan. Hiçbir şeyi sorgulamak istemiyoruz gece yarıları. Gülünç mü gülünç geliyor renkli minik çocukların güysileri, ne anlamı var, diyorsun. İmkansız rakamlara küfürler erişmiyor. Ne su, ne bulut, ne duman, ne mavi sakinleştirebiliyor bizi. Hepsine acı verici bir renk biniyor. Biniyor üstümüze gün boyu! Güneşin altında sıcacık binlerce ev ölü evi gibi görünüyor, boş gülüşlerle nefesiniz daralarak seyrediyorsunuz.
Dili sadece yalanı söyler,
Hırsızlığı, talanı gönlünde besler,
Cübbe dediğin ahlaksızlığı mı örter?
Günü gelir, görür halk gerçek yüzünü,
Elleri tesbih çeker durmadan,
Kalbi nasip bulmaz tek bir duadan
Nasıl doğmuş bilinmez bir anadan?
Günü gelir, görür halk gerçek yüzünü,
Minbere çıkmış nutuk satar
Hesabını tek menfaatle tartar
Hak diye başlayan söz riyaya mı sapar?
Günü gelir, görür halk gerçek yüzünü
Garibin lokmasıyla yaşar saltanat,
Yer kul hakkını, kurar türlü tezgâhat
Devletin içinde olur mu tarikat?
Günü gelir, görür halk gerçek yüzünü
Posta oturmuş da kendini pir sanır
Kendi hükmünü hak diye dayatır
Sürü müyüz, bu devirde biat mı aranır?
Günü gelir, görür halk gerçek yüzünü
Dünya malı için eğmiş başını,
Satar üç kuruşa milletin taşını toprağını,
Sorulmaz mı sanırsın bunun hesabı?
Günü gelir, görür halk gerçek yüzünü
Şimdi çok iyi anlıyorum, insanlara gurur, onur, bağımsızlık, güzellik duygusu öğretmeden, yatırım, kalkınma, ilerleme anlatmanın yam bir zebanilik olduğunu…