Ölüm korkusuyla uykumun kaçtığı geceler kendime Lucretius'un düsturunu hatırlatıyorum: 'Ben varken ölüm yok; ölüm varken ben yokum.' Bu son derece akılcı ve çürütülmeyecek kadar sağlam bir gerçek. Ama ciddi ciddi korktuğum zamanlar, bu hiçbir işe yaramıyor, korkularımı gidermiyor. İşte felsefenin uzanamadığı yer burası. Felsefe öğretmekle bunu hayata uygulamak arasında dağlar kadar fark var.
Günlük hayatta kullandığımız pek çok deyiş vardır. Bunlardan biri de "Zevkler ve beğeniler tartışılmaz." deyişidir. Bu söz Orta Çağ'da şu biçimdedir: "De gustibus nonest disputondum." Yani, ister günlük hayatta isterse başka bir durumda olsun herkesin kendine göre bir zevki vardır. Ve bu zevk kendisine göre haklıdır. Yalnız bu geniş alanda böyledir. Herkes yargısında haklı ise estetikten söz etmemiz yanlış olur. O halde Kant diyor ki: "Bu kadar farklı yargılara rağmen nasıl oluyor da ortaya bir sanat eseri çıkıyor. Ve biz sanattan, estetikten nasıl söz edeceğiz?" Bu noktada beğeniler üzerinde tartışılmaz sözünü daha değişik olarak ele alan Kant: "Kimsenin beğenisine karşı çıkılamaz ama zevkler ve beğeniler üzerinde pekâlâ tartışılabilir." diyor.