Zamanın akışı içinde öyle bir an gelir ki, dünya telaşının gürültüsü yerini derin bir sükûnete bırakır. Takvimler o mübarek eşiği gösterdiğinde, ruhumuzun tozunu alan, kalbimizi serinleten bir rüzgâr eser. İşte o rüzgâr, "evvelimiz, ahirimiz ve bugünümüz" olan Ramazan’ın ta kendisidir.
Ramazan, sadece bir açlık ve tokluk meselesi değil; bir gönül terbiyesi, bir kelime orucu, bir ruh tasfiyesidir. Soframızdaki bir lokma ekmeğin kıymetini anladığımız kadar, dilimizden dökülen bir sözün, gönlümüzde büyüttüğümüz bir niyetin de ne denli mühim olduğunu hatırlatır bize. İlk sahurun o mahmur ama huzurlu sessizliğinde, bir bardak suyun serinliğinde saklıdır o kadim hikmet.
Kor Dergi Ailesi olarak bizler, bu ayı sadece midemizin değil, kalemimizin ve kelimelerimizin de bir arınma süreci olarak görüyoruz. Yazarlarımızın kaleminden çıkan eserlerle bu toprakların mayasındaki o derin maneviyatı heybemize koyup; iftar sofralarındaki o eşsiz kalabalıkta, teravih çıkışlarındaki o serin havada yeniden harmanlanıyoruz.
Bu ay; küskünlüklerin kelimelerle onarıldığı, paylaşmanın sadece ekmekle değil, bir tebessümle ve güzel bir mısrayla da mümkün olduğu bir iklimdir. Sokaklara yayılan pide kokusu, evlerin pencerelerinden sızan ışık ve içimizde yanan o sönmez "kor", bizlere aslında ne kadar büyük bir ailenin ferdi olduğumuzu fısıldar.
Gönül kandillerimizin bir bir yanmaya başladığı bu ilk günden itibaren; sofranız bereketli, kalbiniz ferah, dualarınız kabul olsun. Ramazan-ı Şerif’in getirdiği o eşsiz huzur, tüm insanlığı ve gönül coğrafyamızı sarmalasın.
Hoş geldin on bir ayın sultanı, hoş geldin ruhumuzun şifası.