İnsan her şeyi yapabilecek güce ulaşınca olgunlaşmadı. Aksine sınırlarını kaybetti. Gücü arttıkça ahlakı zayıfladı, imkanı çoğaldıkça vicdanın sesine kulak tıkadı.
Sen bu şiiri okurken,
Ben başka mevsimde,
Zamanın durduğu hüznün kaybolduğu o şehirdeyim.
Adını anmıyorum artık yoklugun hâlâ ezberimde
Bilmem belki senin için ben de,
Noktasını hiç koymadığın bir cümleyimdir.
Kafamdaki sorun neyse öncelikle sadeleştirmekten başlamak istiyorum. Sıkıntıyı küçük bir cümleye dönüştürmek, aslında o kargaşanın da çözümüne ulaşmasına bir adım yaklaşmamı sağlıyor. Hem sorun küçülüyor hem de neticeye giden yol kısalıyor.
Toplum denilen gerçeklik bireylerin birbirleriyle olan etkileşimleriyle birlikte var olur ve toplumsal normları uyum noktasında gösterilen gayret ile devamlılık kazanır. Emile Durkheim’a göre toplumsal dayanışma ağının zayıflaması, anomiye (normsuzluk) yol açabilir ve bu da toplumda düzenin bozulmasın tetikleyecek bir problemdir.