Rivayet odur ki Hadimi Hazretlerinin talebelerinden birisi bir yaban güvercini vumuş, akşam avdan döndüğünde hocası, "Evladım bu gün beni vurdun!" demiş. Bu söz kısa sürede dilden dile yayılmış, etkisi hemen görülmüş, bölge insanı yabani güvercine silah sıkmaz olmuş. Benim görev yaptığım dönemde halkın inanışı böyleydi. Temenni ederim ki değişmemiş, öyle kalmış olsun.
"Gülsüm'ü neden ala çuvalın kulpuna bağlıyorsun?"
"O uyurgezerlik yapıyor, farkına varmadan kalkıp ırmağa düşer. Bak ırmak nasıl da coşkun akıyor, alır götürür!"
Osman sen misin Abdurrahman Ali ne diyorsun Abi Deyince Karabıyık, Abdurrahman Ali olduğunun farkına varır. "Beni buradada mı buldun ulan?..." diye küfür etmeye başlar, silaha davranır. Abdurrahman Ali korkuyla dolma tüfeğinin tetiğine basar, kurşun eşkıyanın karın bölgesinden girer.
Karabayık Abdurrahman Ali'ye çok kurşun sıkar, el bombası atar fakat hiç birisi de değmez. Yarasına tampon yapar, yaralı bir şekilde biraz gider ve orada ölür.
Bölgede asker kaçağı ya da eşkıya olarak bilinen insanlar toplanmış. Bunlar daha çok Kadirli, Andırın bölgesinden, Kozan ve Ceyhan'dan olanlar da var.
Muhtemel ki çeşitli suçlara karışmışlar.
Bir Jandarma subayı nezaretinde Adana'ya götürülmek üzere yola çıkarılırlar. Menzile varmadan başlarına gelecekleri bilmeden düşerler yola. Tam Kozan İmamoğlu arasında Tırmıl Höyüğü'nde, sevkiyatı idare eden komutan ve emrindeki askerler tarafından kurşuna dizilirler.
"Tutuklandığımız sırada korkmuştum.
Şimdi tutuklu olduğuma göre olmuş bir şey için korkmak ne işe yarar?
Korkunun zamanı sona erdi artık; şimdi umudun zamanı başlıyor."