• Thomas Paine'nin hapisteyken yazdığı bir eseri olan Akıl Çağ'ı, içerisinde dini, radikalliği, ayetleri ki birazdan aşağıda örneklerini okuyacaksınız. Bunların üzerinde durmuş, açıklamaya çalışmış ve ortaya kuramlar atmıştır. Kitabın girişinde, 'Bu kitap Amerikan halkı için yazılmıştır.' sözü size ilginç ve kitap içerisinde nedenini sorgulamanıza yaracaktır. Kitap içerisinde çok iyi tespitleri ve analizleri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Din konusunda bir araştırma, okuma gayreti içerisinde iseniz hemen tedarik etmenizi öneririm. Hatta size şunu açıkça söyleyebilirim, yaşadığı ortam ve koşuldan mı bilinmez ama Hristiyanlığı, Yahudiliği, Ortodoks gibi radikalliğe çok daha ağırlık vermiştir. Müslümanlarla ilgili, sadece ki bu bütün dinleri kapsar; Adem ve Havva'ya değinmiştir. Hz.Muhammed'e değinmiş ama ağır bir eleştri de bulunmamıştır. Oysa bütün peygamberlerin düzenini, oluşum biçimini, üstün özelliklerini gibi birçok konuya da açıklık getirmiştir.

    Felsefe ve Din'in bir arada aktarılması çok daha iyi bir hal almış. Ben daha çok politikacılar ve Müslümandan daha Müslüman kesilen, Hristiyandan daha Hristiyan kesilen, Yahudiden daha Yahudi kesilen ve öyle olduğunu düşünen, olmadığı halde ahkam kesilen aşağlık insanlar üzerine tespitlerini sevdim.

    Farklı bir söz vereyim, Sherlock Holmes filminden:'' Lütfen onu hafife alma, o da en az senin kadar zeki; ama çok daha namussuz.'' Evet, namussuzlar!



    Kitapta bir dikkat çekici konu da, İncil ve Tevrat'tan ayetleri verip birbirini bazen de İncil'i, Tevrat'ı kendi içinde çelişkiye düşürmekti. Mesela iki ayeti karşılaştırınca bunun birer safsata olduğunu söylemekte. Yani çelişkiye düşünce hangisini gerçek ya da güvenilir olduğuna karar veremediği için ki bu son derece doğal. Onun tanımı elde bir kaynağın olmamasından kaynaklı. Kime, hangisine inanacağım? Bu yüzden böylesi bir durumda iki ihtimalin de yanlış ol duğu kanısına varmıştır. Bunu kitabın birçok yerinde görebiliriz, aşırı bir sorgulama ve
    çelişki mevcut. Bu da okuyucuyu hem düşündürmekte hem de yeni fikirler üretmesinde yardımcı olmakta. Bu açıdan
    bakarsak son derece kazanımlı olacağımızı görebiliriz.

    'Matta doğruyu söylüyorsa, Luka
    yalan söylüyordur; Luka doğru söylüyorsa, Matta yalan
    söylüyordur: Birine ya da ötekine inanmak için güvenilir
    bir kaynak olmadığı gibi, ikisine inanmak için de güvenilir
    kaynak yoktur.'
    İsa'nın çarmağa gerilmesi ile ilgili ayetlere gelin bir bakalım.

    Matta:Bu, Yahudilerin kralı İsa'dır.
    Markos:Yahudilerin kralı.
    Luka:BuYahudilerin kralıdır.
    Yuhanna:Nasıralı İsa (Yahudilerin kralı)

    Haksız mı?

    Kitaptan birkaç konu başlığına hitaben, dikkat çekici tespitleri yorum ekleyerek paylaşmak istiyorum.

    Görevler ve Vahiyler

    ''Yahudilerin Musa'sı, Hıristiyanların İsa'sı, havarileri
    ve azizleri, Müslümanların Muhammed'i vardıı; sanki
    Tanrı'ya giden yol öteki insanlara açık değilmiş gibi. ''

    Kitab-ı Mukaddes, Ezra, Yeşeya, Yeremya gibi eski ahitlere ait kitaplardan alıntılara ve hatta birçok sayfada işlemiş ve dillendirmiştir. Bunların yanı sıra, vermiş kitaplardan
    vermiş olduğu ayetleri ki özellikle Kitab-ı Mukaddes'i çok ağır bir şekilde eleştirmiştir.

    Peki nedir bu Kitab-ı Mukaddes? Kısaca bilgi vereyim. Kitabı Mukaddes, İsa’dan önce yaklaşık 15. yüzyıldan başlayarak İsa’dan sonraki yüzyıl sonuna kadar olan bir süre içerisinde yazıya geçirilmiştir. Bu yazılar Tanrı’nın görevlendirdiği insanlar tarafından yine Tanrı’nın kendi Ruhu’yla esinlenerek yazdırılmıştır. Kitabı Mukaddes; tarihsel olaylar, kutsal şiirler, peygamberlik yazıları ve esinlemelerden oluşan kitapçıkların bir araya toplanmasından meydana gelmiştir. Yazılar, dünyanın ve insanın yaratılışından başlayarak, dünyanın son günlerinde
    olacak olaylar ve Tanrı’nın yargısını baştan sona ve belli
    bir düzen içerisinde anlatır. Kitabı Mukaddes, temelde iki
    bölüme ayrılır. İsa Mesih’in doğumundan önce insanlara
    bildirilen Tevrat ve Zebur olarak da bildiğimiz Eski Antlaşma, kitabın birinci bölümünü oluşturur.

    Kitab-ı Mukaddes ile ilgili eleştirisine dair bir örnek vermek gerekirse: ''Tanrı ne kadar yanlış yaparsa
    yapsın bir peygamber hiçbir zaman hatalı olamaz. Bu
    tür saçma bahaneler ve Tanrı'nın bir insan gibi konuşması,
    Kitab-ı Mukaddes'in ahmaklıkla dolu ifadelerinden başka hiçbir şeye yakışmaz.''

    "Birisi sağ yanağınıza bir tokat atarsa, öbür yanağınızı da çevirin. Bu insanın sabır meziyetine düzenlenmiş bir suikasttır ve onu köpek düzeyine indirir. ''

    Dik duruş, umursamama, aşağlama= Korku ve şaşkınlık. Sonuç geri adım.

    Keyifli okumalar.
  • Şu son yıllarda gördüklerimiz bizde bir şeyi kırdı. Bu şey, insanın güvenidir; o güven ki, insanlığın dilini konuştuk mu bir başkasından insanca karşılık göreceğimize inandırırdı bizi.
    Albert Camus- Korku Çağı
  • Kitabı okuduğumda herhalde Josef K. karmakarışık, absürt bir kabus görüyor ve kitabın sonlarına doğru bu kabustan uyanıp "-oh be neyse ki rüyaymış" diyeceğini sandim.Ama öyle değilmiş.
    Josef K. bir sabah uyandığında evinde -hiç tanımadığı insanlar tarafindan- kendisine bir dava açıldığını ve tutukluluk süresinin başladığını öğreniyor.İşin garip kısmı tutuklu olduğu halde özgür bir birey gibi işine gidip, hayatına devam ediyor. Karşılaştığı herkes onun davalı olduğunu biliyor ama o kendisinin ne için dava edildiğini bilmiyor. 1 yıl boyunca suçunu anlamak için çırpınıyor ama kimse ona bir bilgi vermiyor.Ve sonunda kendi tabiri ile -bir köpek gibi- öldürülüyor.
    Franz Kafka içinde bulunduğu zaman dilimindeki -ki bu zaman dilimini Albert Camus korku çağı diye nitelemiş - adalet sistemini alışılmışın dışında bir anlatımla sorguluyor.
  • Hıçkırıkların izi silindi özenle. Yeni korku çağı böyle başladı...
  • "Merdivenin başında olanlar korkmaz ilk adımı atmaktan. İlk basamakları çıktıktan sonra başlar korku, çünkü düşmek değildir mesele, nereden düşebileceğini gördükçe korkar insan. En zirvede olanların ihtişamına aldanmayın. Onlar herkesten daha çok korkarlar..."
  • "...tövbe çağı sona erince, tövbekârlar için tövbe gereksinimi bir ölüm gereksinimine dönüştü. Ölümü ölümle ödeyerek,
    ölüm getiren gerçek tövbekârlığı yenilgiye uğratmak için çılgına dönmüş tövbekârları öldürenler, ruhun tövbesi yerine imgelemin
    tövbesini, doğaüstü acı ve kan görüntülerini koydular; bu görüntülere gerçek tövbenin 'aynası' adını verdiler. Basit insanların, hatta bazan okumuşların imgeleminde cchennem işkencelerini canlandıran bir ayna. Böylece -deniyor- hiç günah işlenmeyecek. Korku acılığıyla ruhu günahtan uzak tutup başkaldırının yerine korkuyu koymayı umuyorlar."
    Umberto Eco
    Sayfa 143 - Can yayınları, 8. Basım, Ekim 1997