Uzun zamandır okumayı isteyip bir türlü başlayamadığım, okuduktan sonra da geç kalmış hissettiğim bir kitaptı.
Hakkında çok fazla inceleme yazılmış, benim düşüncelerimden daha fazlası ayrıntılı olarak söylenmiş. Kendimi bir inceleme yazısı yazmaya pek muktedir görmesem de birkaç cümle ben de eklemek istedim.
Babam balık tutmayı çok sever, kardeşimle beni de yanında sürükler. Balık tutmak için çok uğraştım ama hiç tutamadım. Sıkıldığımda bıraktım, oltaya balığın vurduğunu hiç hissedemedim. Sabırdan ve tutkudan yoksunmuşum. İnancım beni yolun başında yalnız bırakmış. Okurken bunu anladım.
Bazı insanlar balıkçı olmak için doğar. Tıpkı bizim yaşlı Santiago gibi. Sabırlı, tutkulu, pes etmek nedir bilmeyen.
84 gün denizde yalnız başına, düşüncelerle kuşatılmış, inatçı bir balığın izinde nasıl geçer? İrade hiç mi yitirilmez? Yaşlılığına, açlık ve susuzluğuna rağmen talihi olduğuna inandığı bir balığı kendine yoldaş edinmesine şaşıp kaldım.
Yaşlı adam inat, tuttuğu balık ondan da inat. Dostluğuna erdiği balığa duyduğu hisler beni çoğu kez gülümsetti.
Ve her şey olacağına varır inancımı tazeledi. Bir gün okumayı düşünüp de kenarda köşede sonra okurum listesine eklerseniz, başa alın. Yaşlı Adam ve Deniz