Erkeğe "kavvam" kadına "tarla" buyurarak iki kuluna da mevzi belirlemiştir. Bu sebeple kadın eve dönmelidir. Kadın tarla olmalıdır. Kadın kendi ekmeğini, sirkesini, yoğurdunu yaрmalıdır. Kadın evladını, kocasını, neslini ve Ümmet-i Muhammed'i kurtarmalıdır. Bir eli ile beşiği, bir eli ile dünyayı sallamalıdır.
Asıl güç ve kudret budur. "Buyur Rabbim, senin bana tertemiz teslim ettiğin yavrumu ben de sana tertemiz teslim ediyorum! Yavrumu Kudüs neferi olsun diye büyütüyorum!" diyen bir kadın kazanmıştır.
İslâm'ın hududlarını aşıp, kafamıza göre yaşayıp sonra sorunsuz bir beden ya da hayat nasıl bekleyebiliriz ki? Sahabe yiyecek hiçbir şeyi yokken dahi dikkat edip önüne geleni yemediki "zaruret" deyip yiyebilirdi de. Eskiler
böyle kazandı, bizler böyle kaybettik.
Bir kadın olarak ne yapacağımı, nerede duracağımı, nasıl giyineceğimi bana kimse söyleyemez. Çünkü haddimi, hududumu ancak âlemlerin Rabbi olan Allah belirler.