Kırağıdan nem kapan bir hava var dışarda. "Bu havada şort giyilmez, kalk da uzun bacaklı bir şeyler giy oğlum" diyerek öğleden beri yapıştığım koltuktan kalkarak üzeri sigara yanığı bir eşofman altı giydim. "Bana ne lan senin giydiğin heşofmenden" diyebilirsiniz. Tabi hakkınız, diyin anasını satayım. Zaten alt katımdan kulağımın duyma eşiğini çoktan geçmiş sesleri işitmekten ne söylediğinizin de bir önemi yok. Bir zamanlar çocukluğunu bahçe içinde müstakil tek ya da iki katlı evlerde geçirmiş insanlardan biri olduğum için çıkardığımız gürültü de pek önemli değildi. Lâkin apartman işgaliyesi altında yaşayan bugünün insanı "Komşuda pişer bize de düşer" atasözünü tamamen yanlış anlamışa benziyor. Hu komşu komşu; senin külüne de gürültüne de.... muhtaçlık vermesin Allah 😇🙏👼 Fekat bir ses olsun yeter diyen yalnız şair halt etmiş. Gelsin de, kakafoni nasıl yapılır hatta kakafonik kreşento diye bir şey varsa nedir gelsin de öğrensin 🤨 Gürültüyü oldum olası sevmem. Aşırı yüksek sesten de haz etmem. Bence insanların toplu yaşadığı yerlere de ses ölçüm cihazı koymalı, sonuçta birileri yüksek seksten rahatsız olabilir değil mi? Ups! I did again! Yani yüksek ses diyecektim. Sağlıklı olsun da cinsi ne olursa olsun diye dua ve temenni ile yapılan çocuklar özellikle sınır koymayı beceremeyen ebeveynlerin de katkıları sayesinde sınırsız ve sinirli çocuklara dönüşüyor. Tıpkı bir ülkenin milli misak-ı nasıl önemli ise çocukların bilmesi gereken sınırları da en az ülkelerin sınırları kadar değerli ve önemlidir. Heyyyyyss beee, hohoyytıssszz diye sesler duyuyorum şuan ve sınırsızlığın verdiği sinirliliğe geçiş yapıyorum. Her kafadan ayrı bir senfoni işittiğim dakikaları yaşıyorum sayın seyirciler. Vuaarraahhhh, gubarrahhh gibi bir takım anlamsız nidalar ortalığı inletiyor. İnsan evladı