Günümüz modern dünyasında farkında olmadan veya sıradanlaştırarak yaptığımız, İslam ahlakına ve emirlerine ters düşen başlıca hataları alanlarına göre şu şekilde sıralayabiliriz: 📱 Dijital ve Sosyal Medya Alanı Siber gıybet: Sosyal medyada başkalarının hayatını dedikodu malzemesi yapmak. Klavye zorbalığı: Yorumlarda insanlara hakaret, linç ve hakaret etmek. Gizlilik ihlali: Başkalarının özel hayatını (mahremiyetini) izinsiz paylaşmak veya dikizlemek. Yalan haber: Doğruluğundan emin olunmayan bilgileri ve iftiraları yaymak. Gösteriş kültürü: Sahip olunan imkanları nispet (gösteriş) ve kibir amaçlı sergilemek. 💰 Ekonomik ve Ticari Alan Tüketim çılgınlığı: İhtiyaç dışı alışveriş yapmak, marka tutkusuyla israf etmek. Kripto/Borsa kumarı: Kısa yoldan zengin olma hırsıyla riskli, şans oyununa dönen işlere girmek. Kul hakkı: Kul hakkını sadece hırsızlık sanıp, trafikte kaynak yapmak veya vergi kaçırmak gibi detayları hafife almak. Fırsatçılık: Ticarette fahiş fiyat uygulamak, malı stoklamak veya kusurunu gizlemek. 🗣️ Sosyal ve Beşeri İlişkiler Vefasızlık: Akraba, komşu ve dost bağlarını koparmak veya sadece çıkara dayandırmak. Zan ile hüküm: İnsanlar hakkında ön yargılı davranmak, arkalarından kötü düşünmek.
1000Kitap
Teknoloji Dünyası Nasıl Kötücül Hale Geldi?
🔥Bir zamanlar halka güç veren karşı kültür idealistleriydiler. Bugün ise açgözlü tekelciler haline geldiler. Devlet tarafından herhangi bir şekilde dizginlenmektense demokrasimizi yok etmeyi tercih edecek durumdalar. Ve durdurulmaları gerekiyor. I. Şu Deccal Saçmalığı Amerikan teknokrasisinin yükselişini yirmi ikinci yüzyılda inceleyecek tarihçiler, bu dönüşümün zirvesini Peter Thiel’in Eylül ve Ekim 2025’te San Francisco’daki Commonwealth Club’da verdiği dört konferansta bulabilir. Thiel’in serveti 29 milyar dolar. Kendisi veri madenciliği devi Palantir’in yönetim kurulu başkanı ve PayPal’ın kurucularından biri. Bu tarihçiler, Amerikan teknokrasisinin garajlarda tuhaf icatlarla uğraşan, Whole Earth Catalog okuyan neşeli tiplerden Philip K. Dick kehanetlerini hayata geçiren karanlık oligarklara dönüşümünü izlerken, o dört konferansa özel bir yer verebilir. Konferansların konusu Deccal’di. Thiel şöyle açıklıyordu: “On yedinci, on sekizinci yüzyılda Deccal, bir Dr. Strangelove olurdu; bu türden kötü, çılgın bilim yapan bir bilim insanı.” Thiel konuşurken dışarıda onlarca protestocu yürüyordu. Bazıları şeytan kostümü giymişti. Ellerindeki pankartlarda “Son Yakın / Palantir Yoldur / Thiel Yolu Gösteriyor” gibi ifadeler yazıyordu. Thiel devam etti: “Yirmi birinci yüzyılda Deccal, bütün bilimi durdurmak isteyen bir Luddit’tir. Greta ya da Eliezer gibi biridir.” Greta, İsveçli iklim değişikliği aktivisti Greta Thunberg’di. Eliezer ise Berkeley merkezli yapay zekâ eleştirmeni Eliezer Yudkowsky’ydi. __Sınıf savaşı bundan daha zıvanadan çıkmış hale pek gelemez. Amerikan plütokrasisi hakkında ne derseniz deyin, ekonomik çıkarını nadiren dinî bir zorunluluk olarak çerçeveler. Ama Silikon Vadisi daha masum günlerinde bile büyüklenmeye yatkındı. Yalnızca yeni bir
Makale|Yazı
Reklam
Kripto akepeliymişimmiş. Alevi düşmanıymışımmış
Zamanında bu Kılıçdar haini yüzünden annemle, eşle dostla papaz olduk. Dostluklar bitirdik. "Türkiye'de laiklik tehlikesi yoktur" demişti. Ben de karşı devrimci işbirlikçi bir hain olabileceği yorumunda bulunmuştum.
Roma’da zenginler ile fakirler arasındaki servet dağılımı uçuruma döndüğünde, imparatorlar halkın isyan etmesini engellemek için üretimi artırmayı veya adaleti sağlamayı seçmediler. Kolay yolu seçtiler. Bedava tahıl (ekmek) ve devasa arenalarda kanlı oyunlar (sirk). Fakir halk, Kolezyum’da gladyatörlerin ölümüne bahis oynayarak, kimin yaşayıp kimin öleceğini tartışarak kendi sefaletini unuttu. Bugünün dijital dünyasında gladyatör arenalarının yerini akıllı telefon ekranları, kaçak bahis siteleri, kripto kumarbazlığı ve her köşe başında mantar gibi türeyen şans oyunları aldı.
1000Kitap
Bir ülkenin gri listede kalması veya uluslararası finansal sistemden izole edilmesi, içeride dönen kayıt dışı paranın getireceği faydadan çok daha büyük bir maliyet (doğrudan yabancı yatırım kaybı, borçlanma maliyetlerinin artması vb.) üretir. Dolayısıyla, devlet içindeki bazı klikler veya yapılar bu paranın dolaşımından fayda sağlıyor olsa bile, makro düzeyde devlet mekanizması uluslararası meşruiyetini ve finansal entegrasyonunu korumak için dönemsel olarak bu tarz "temizlik" operasyonlarına girişmek zorunda kalır. Siyasi iktidarların, özellikle koalisyon veya ittifak bloklarının kendi yandaşlarını ve güç odaklarını koruma eğiliminde olduğu bir gerçektir. Güç dengelerini korumak için alt kadroların sadakati genellikle dokunulmazlık illüzyonuyla beslenir. Yolsuzluk veya yasa dışı faaliyetlerin boyutu, devletin temel işleyişini ve kurumsal güvenliğini (emniyet ve bankacılık gibi kritik sütunları) tehdit edecek raddeye ulaştığında, en tepedeki irade sistemin bekası için bu sadakat zincirini kırmak pahasına neşteri vurur. Bu tarz operasyonlar, bazen sistem içindeki farklı kliklerin, bürokratik yapıların veya ittifak ortaklarının kendi aralarındaki güç ve alan paylaşımı mücadelesinin bir çıktısı olarak da gerçekleşebilir. Son operasyonun boyutunun 100 milyar TL ve 2 milyar dolar gibi astronomik bir seviyede olması, konunun sadece yerel bir asayiş meselesi olmadığını, küresel finansal siber sistemleri (kripto varlıklar, sanal POS, e-para kuruluşları) doğrudan ilgilendirdiğini gösteriyor. Uluslararası aktörlerin (örneğin ABD veya Avrupa merkezli finansal denetim mekanizmalarının) radarındaki bir yapıyı tamamen görmezden gelmek, mevcut küresel finansal düzende hiçbir devlet için sürdürülebilir değildir. Devlet aygıtı homojen tek bir yapıdan oluşmaz. İçerisinde bu tarz kirli
1000Kitap
Günümüzde emperyalizm, bayraklarla ve ordularla yapılan bir toprak fethinden ziyade, "veri", "altyapı" ve "finansal akışlar" üzerinde kurulan şirketler arası bir egemenlik savaşına dönüştü. Devletler ise bu savaşta ya şirketlerin koruyucusu (lobicisi) rolünü üstleniyor ya da yeni vergi kanunlarıyla bu devasa gücü dizginlemeye ve pastadan pay almaya çalışıyor. Klasik dönemde şirketler petrol kuyuları veya madenler için savaşırdı. Bugünün tekelleşme savaşı ise "Ekosistem" yaratma savaşıdır. Apple, Google, Microsoft, Amazon gibi devler artık sadece ürün satmıyor; içine girdiğinizde çıkamadığınız dijital ekosistemler kuruyor. Bir akıllı telefon aldığınızda, işletim sisteminden ödeme yöntemine, bulut depolamadan izlediğiniz videoya kadar her şey tek bir şirketin tekeline bağlanıyor. Yeni emperyalizmin en büyük cephesi Yapay Zeka (AI). OpenAI (Microsoft), Google (Alphabet), Meta ve Çinli rakipleri (Baidu, Tencent) arasındaki savaş, geleceğin küresel beynini kimin kontrol edeceğinin savaşıdır. Kim daha çok veriye ve işlemci gücüne sahipse, küresel pazarı o domine ediyor. Şirketlerin bu sınır tanımaz tekelleşmesi ve kârlarını vergi cennetlerine (İrlanda, Cayman Adaları vb.) kaçırması, ulus-devletleri ciddi bir egemenlik ve gelir krizine soktu. Yeni vergi kanunları ve güncellemeler tam da bu noktada devreye giriyor. Şirketlerin vergi kaçırma oyununa karşı atılmış en büyük küresel adım, 140'tan fazla ülkenin üzerinde anlaştığı %15'lik Küresel Asgari Kurumlar Vergisi uygulamasıdır. Amaç ne? Çok uluslu bir şirket kârını vergi oranı %0 veya %5 olan bir ülkeye kaydırsa bile, ana merkezinin bulunduğu ülke o şirketten aradaki farkı (%15'e tamamlayacak şekilde) tahsil edebiliyor. Bu durum, şirketlerin ülkeleri birbirine karşı kullanma ("vergi rekabeti") gücünü kırmayı hedefliyor.
1000Kitap
Reklam
Reklam