Günümüzde emperyalizm, bayraklarla ve ordularla yapılan bir toprak fethinden ziyade, "veri", "altyapı" ve "finansal akışlar" üzerinde kurulan şirketler arası bir egemenlik savaşına dönüştü. Devletler ise bu savaşta ya şirketlerin koruyucusu (lobicisi) rolünü üstleniyor ya da yeni vergi kanunlarıyla bu devasa gücü dizginlemeye ve pastadan pay almaya çalışıyor. Klasik dönemde şirketler petrol kuyuları veya madenler için savaşırdı. Bugünün tekelleşme savaşı ise "Ekosistem" yaratma savaşıdır. Apple, Google, Microsoft, Amazon gibi devler artık sadece ürün satmıyor; içine girdiğinizde çıkamadığınız dijital ekosistemler kuruyor. Bir akıllı telefon aldığınızda, işletim sisteminden ödeme yöntemine, bulut depolamadan izlediğiniz videoya kadar her şey tek bir şirketin tekeline bağlanıyor. Yeni emperyalizmin en büyük cephesi Yapay Zeka (AI). OpenAI (Microsoft), Google (Alphabet), Meta ve Çinli rakipleri (Baidu, Tencent) arasındaki savaş, geleceğin küresel beynini kimin kontrol edeceğinin savaşıdır. Kim daha çok veriye ve işlemci gücüne sahipse, küresel pazarı o domine ediyor. Şirketlerin bu sınır tanımaz tekelleşmesi ve kârlarını vergi cennetlerine (İrlanda, Cayman Adaları vb.) kaçırması, ulus-devletleri ciddi bir egemenlik ve gelir krizine soktu. Yeni vergi kanunları ve güncellemeler tam da bu noktada devreye giriyor. Şirketlerin vergi kaçırma oyununa karşı atılmış en büyük küresel adım, 140'tan fazla ülkenin üzerinde anlaştığı %15'lik Küresel Asgari Kurumlar Vergisi uygulamasıdır. Amaç ne? Çok uluslu bir şirket kârını vergi oranı %0 veya %5 olan bir ülkeye kaydırsa bile, ana merkezinin bulunduğu ülke o şirketten aradaki farkı (%15'e tamamlayacak şekilde) tahsil edebiliyor. Bu durum, şirketlerin ülkeleri birbirine karşı kullanma ("vergi rekabeti") gücünü kırmayı hedefliyor.