mücadeleyi bu mecrada herhangi bir şekilde saptırmak, furu fikhı, hata akaidin detay konularinda veya öncelik verilmesi
gereken ameller hususunda ya da farklı cüzî meselelerde
alinacak tavirlar konusunda birbirine muhälif olan müslümanlarin bizzat kendinden düşman icad etme girişiminden ve her
gözetleyen, dönüp dolaşan, müslümanları birbirine vurdurmak, onlari seyredip sonunda öldürücü darbeyi vurmak isteyen hakiki düşmandan hiç haberdar olmamak demektir.
islam davetçilerinden olup da kim bilmeden bu gaflete düşersen bu onun hakkinda bir musibettir. çünkü böyle bir meseleyi
bilmemek büyük bir tehlikedir. Kim bilerek ve kasden böyle yaparsa bu onun hakkında daha buyuk bir musibettir ve tehlikesi de daha çoktur. Zira onun durumu Islam'a Islam ümmetine ve Islam'in uyanışına ihanet mesabesindedir. Nitekim
rahmetli bir şâir şöyle demiştir:
Bilmiyorsan musibet işte budur
Biliyorsan-musibet daha büyüktür.
Gerçekten inanmış bir kuşak şeklinde, islah ve yeniden dirilme sancağını taşıyabilecek insanın inşası ve oluşturulmasi, toplumu değiştirip devlet kurma amacıyla yapılacak her türlü silahlı cihad çağrısından önce yapılmalıdır.
Başka bir şey değil, sadece iman insana, gelecekle ve sonuçla ilgili bu büyük soruların tatminkâr cevabını verebilir, ha
varlık âleminde insan yolunu kaybetmiş bir toz parçası veya
yata hedef, anlam ve değer katar. Böyle bir iman olmadan bu
kıymetsiz bir zerre olarak devam edecektir. Insanın, bu büyük
kâinatın kütleleri arasında hacim bakımından; uzayıp giden
zeoloji bunalımı ve gelecekteki sonsuz krizler karşısında ömür
bakımından; kendini öldürücü ve yok edici depremler, volkanlar, kasırgalar ve sel baskınları ile tehdit eden tabiat olaylani karşısında güç bakımından hiçbir varlığı yoktur. Insan, sahip olduğu ilim, irade ve gelişen teknolojiye rağmen, bütün bun-
lar karşısında insan âcizdir ve eli kolu bağlıdır.