Aylardır bekliyordum ikinci kitabı. Değdi mi ? Fazlasıyla. Severek ve heyecanla bekleyeceğim nadir yazarlardan. Ne olursa olsun kitabın içerisinde ki birlik o beraberlik beni benden aldı. Düşman da olsa o beraberliğin içinde olmak. Yanlış olan ortadaydı ve herke o yanlışın içinde giderken kimse bir doğru aramıyordu bu da ateşe daha çok odun atmak demekti.
Ama bu sefer çok başkaydı bir kıyamet kopacaktı. Ve o kıyamet sadece bir kez kopmadı. O kıyamet Rozerin Zeyno yüzünden kaç kez koptu. Kaç kişinin kanı döküldü ama onun asıl kıyameti henüz başlamamıştı bile.
Zeyno, onu korumaya çalışan Cesur’un arkasında hep iş çevirmiş hep kendi bildiğini yapmaya yemin etmiş gibiydi. Bu cesuru daha çok sinirlendiriyordu onun İçin kıyamete son vermek isterken Ruze’si hep kafasının dikine gidiyordu. Hüküm verilmişti o hükümden dönüş yoktu. Ferman Zeyno’yu Zerda’nın elinden almıştı ama Kudret’in elinden ailesine giden o yıkıcı haberin önüne geçememişti. Zorda asla Zeyno’yu mezara koymadan rahat etmeyecekti. Üstelik onu Rumi’nin mezarında bulmuşken onu da oraya gömecekti ama ona kolay ölüm yoktu Zerda gelininden kan akıtmıştı onu zorlayacaktı. Herkes bir olmuş sanki Rozerin Zeyno’yu yaşatmamak İçin savaş veriyordu.Rıdvan kendi topuğuna şıkmış Arjin her şeyi ortaya fotoğraf delilleriyle çıkarmıştı. Zeyno İçin ölüm zamanı gelmiş Bedo ağa bile onu istemiyor kin ve öfke kusuyordu. Zerda gelini Dijlin’i kullanarak kılıçtan konağına gönderdiği hediye ile bir kez daha kıyameti koparmış Rozerin’in önüne geçememişti kendisi zekiyse gelini ondan daha zekiydi ama iki cambaz aynı ipte yürüyemezdi biri ölecekti. İkisi de birbirine Elin titremesin derken gözlerini karartmışlardı.
Ferman kardeşine düşman ama onu korumaktan da geriye durmuyordu. Zeyno’yu gönderdiği Azer Özdağ onu kabul ederken