aki

aki
@krobak
gerçek yaşamla yaşanmamış yaşam arasındaki, olduğumuz kişiyle olmak istemediğimiz kişi arasındaki en kısa mesafe, ünlü ressam M.C. Escher'in şeytani bir acımasızlıkla tasarlamış olduğu bükümlü bir merdivendir.
o benim kendime giden gizli kanalımdı.
Fiziksel ve metaforik anlamlar, iki varlık sadece birbirlerine yakın olmak değil, her biri bir öteki haline gelebilecek kadar, tümüyle şekil değiştirebilir olmak istediğinde neler olduğunu anlamada yetersiz kalabilir. Senin için, kimsem o olmak. Onun benim için, kimse o olması. O benim ruhumun her bir tarafını ele geçirmişken onun ruhunda da olmak ve artık ruhumun kimin, onun mu yoksa benim mi olduğunu bilememek. O benim kendime giden gizli kanalımdı; kim isek o haline gelmemizi sağlayan bir katalizör, hep doğru itkiler gönderen bir yabancı cisim, kalp pili, aşı kalemi, yama, bir askerin kemiğini bir arada tutan çelik çivi, bizi nakilden öncekinden daha çok biz yapan, başka bir kişinin kalbi gibi.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
ya çok şiddetli gelirse?
Kederi etkisiz kılmak için kederi tahmin etmek...değersiz, korkakça bir şey bu. Oysa ki bu zaanatın ustası olduğumu biliyorum. Korkum hep bundan oldu, "ya çok şiddetli gelirse? ya da gelir de hiç gitmezse?" kalmak üzere gelmiş bir keder gibi. Ve ona duyduğum özlemin bana hayatımda böylesine önemli bir eksiklik varmış ki sanki bu vücudumda bir eksiklikmiş gibi geldiği o gecelerde yaptığını yapar, kendi ruhuna eziyet ederse? benliğini unutur da feda etmeye kalkışırsa? yani şimdi onu yitirmek, tüm resimlerde gördüğün, fakat yokluğunda bir daha sen olamayacağın bir eli yitirmek gibi bir şey olursa.. Onu yitirdin, yitireceğini hep biliyordun ve buna hazırdın hatta; ama bu yitikle kendini hayata döndüremezsin. Ve bunu düşünmemeyi dilemek, bunu düşlememeyi dilemek gibi, aynı şekilde bir acı verir insana. Bazen engel koymak istediğim o düşünce sarsar beni, ya bedenim -bedenim işte yüreğim-bağırarak yakınırsa? O zaman ne yaparım? Ya geceleri, o benim yanımda, tam teni ve ruhu benim olmuşken, ben ona büründüğüm zaman olmadan yaşayamazsam? Ne olacak o zaman? Acı gelmeden acıyı düşünmektir bu. Korkuyla sevmek.
Bekle ve umutlu ol.
Bir insan diğerine tam anlamıyla vurulmuşsa, diğeri de ister istemez vurulmuş olsa gerektir, diyen bir yasa vardır bir yerde. Seven hiç kimseyi, sevilmekten dışlamayan aşk; Francesca'nın inferno'da ki sözleri. Bekle ve umutlu ol. Ben umutluydum, fakat istediğim şey hep buydu belki de. Sonsuza dek beklemek.
sen benim ruhum, ben senin ruhun
Onun gibi mi olmak istiyordum? O olmak mı istiyordum? Ya da sadece, ona kavuşmak mı İstiyordum? Ya da 'olmak' ve kavuşmak' birinin ruhuna dokunmanın ve dokunmayı istediğimiz o kişi olmanın tek ve aynı olduğu bu sonsuz döngüde sadece bizden onlara, onlardan bize ve yeniden onlara geçen bir nehrin karşılıklı kıyılarındaki arzu için tümüyle uygunsuz fiiller midir; ki bu arzunun kapakçıkları, zaman tünelleri ve gizli bölmeleri olan, kalbin odacıkları da aldatıcı bir mantık paylaşır, gerçek yaşamla yaşanmamış yaşam arasındaki, olduğumuz kişiyle olmak istemediğimiz kişi arasındaki en kısa mesafe, ünlü ressam M.C. Escher'in şeytani bir acımasızlıkla tasarlamış olduğu bükümlü bir merdivendir. Ne zaman ayırdılar bizi, senle beni? Ve ben niçin bilmiyordum bunu, sen niçin bilmiyordun? Ben her gece ruhumun senin ruhuna sokulduğunu düşünürken, İstediğim sen mi yoksa sanki benimmiş gibi senin ruhunun içine girmek ve sahiplenmek mi istiyorum? sen benim ruhum, ben senin ruhun...
anladım ki anlaşılmazız ve hep yanılmışız.
insanın içinin içine sığmadığı zamanların olması çok garip hissettiriyor. Bir duyguyu hatta duyguları daha ne kadar fazla hissedebilirsen, gerçekten o kadar fazlasını istiyor, hissediyorsun. Nasıl dindirilir, nasıl başa çıkılır insanın aklı karışıyor. Ya birilerine haykırmak, anlatmak istiyorsun ya da oturup tek başına düşünmek düşünürken de kafayı yemek oluyor çözümün. El de ne kaldı? bir tutam mutluluk ve sonsuz sürecek bir umut. Insanlar sevgiyi bu kadar arzular ve düşlerken neden sevilmekten korkar ki? sevildiğini hissedince neden kaçmak isterler? Oysa ki dünya da ki en güçlü duygudur sevgi. Birini savunmasız bırakabilir, cesaretini yitirmesine neden olabilir, aklını kaybetmesine, nefreti, üzüntüyü, korkuyu hissetmesine. Sevgi her şeydir aslında. Fakat benim çözdüğüm asıl durum, bir insan sevmekten de korkabiliyormuş. Birini sevmek hem de karşılıksız olarak, bir insanı tek başına olgunlaştırabilen önemli bir etki. Içinde kendi hissettiklerinle büyüyor büyüyor ve büyüyorsun.