Fakat bu adamların doktriner görüşlerinden ziyade verdikleri yaşayış örnekleriyle kitleleri cezbettikleri muhakkaktır; fakihler ile esas anlaşmazlıkları da buradan doğmaktadır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Popüler halk vaizlerinin heyecan unsuruna fazla yer veren din anlayışlarıyla ilk islam fıkıhçılarının -ister istemez- şekil unsuruna önem veren anlayışları arasındaki çatışma, yavaş yavaş ulema karşısında sûfî tabakasının teşekkülüne ve bunların bir zümre halinde şuûr kazanmalarına -ve daha sonra teşkilatlanmalarına- yol açmıştır.
Bir çeşit halk vaizi olan bu adamlar halkın toplu bulunduğu yerlerde heyecan içinde Kur'an'dan aldıkları hikayeleri süsleyerek bunlar üzerine inşa ettikleri ahlaki vaazlarla halkın din anlayışı üzerinde büyük tesir icra ederlerdi.
İlk zahidlerin Hristiyan münzevilerini taklid etmiş olmaları pek muhtemeldir.
Mekke'de, İslam'dan önce de sûfilerin bulunduğu söylenmiştir.
Anlaşıldığına göre bunlar İslam'dan önceki hayattan uzak yaşayan, üzerlerine gelecek bir ilahi gazabdan dehşete kapılarak zühd hayatını tercih eden kişilerdi.
Sûfî isminin kaynağı olan sûf(kaba yün kumaş) da bunların kıyafetleri olmalıdır.
Sûf böylece dünya hayatına kıymet vermeyişin bir sembolü olmuştur.
Herhangi bir zamanda herhangi bir yerde görülen bir kültür unsuruna başka bir zamanda ve başka bir yerde de rastlandığında, bu ikisinin bir kültür difüzyonu yoluyla birbirine bağlantılı olduğunu iddia etmek bizi çok defa gereksiz zorlamalara götürebilir.
Nitekim insanların çeşitli zaman ve yerlerde belkemeri kullanmış olmaları bu işin mutlaka bir kaynaktan adım adım yayıldığını göstermeyebilir.