Adler, eşcinselliğin doğumsal değil, sonradan olduğunu yani kişilerin bunu aslında tercih ettiklerini savunur. Hatta bunu savunurken eşcinselliğin (LGBTİ ve sadist, mazoşist cinsel fanteziler buna dahil) bir ahlaksızlık, günah ve tedavi edilmesi gereken bir durum olduğunu anlatır. Ona göre bu bireyler toplumun sorumluluğunu alamayan, korkak, özgüveni düşük ve cinsellik rolüne yeterince hazırlanamamış kişilerdir. Adler, kişilerin eşcinsel olma sebeplerinin yaşamdaki tüm başarısızlık olasılıklarını ortadan kaldırmak için olduğunu söyler.
Neredeyse hiçbir tezine katılmadığım Adler'in yine neredeyse tüm kitaplarını okudum. Bu kitap da bence okunması gereken bir eser. Çünkü neyi savunduğumuzu bilmenin en güzel yanı, savunduğumuz şeye nasıl bir zihniyetle ve hangi fikirlerle karşı çıkıldığını görmek. Biyolojiyi neredeyse yok sayan, adet gören kadınların pis olduğunu söyleyen hekim arkadaşlarının fikirlerine LGBTi kadar karşı çıkmayan Adler, okunmalı, üzerine düşünülmeli ve bol bol tebessüm edilmeli. İyi okumalar, bol eğlenceler :)
Eşcinsellerin birbirinden tümüyle değişik, aynı zamanda en içteki çekirdekleri bakımından birbiriyle çakışan duygu ve düşünce içeriklerine baktık mı, kadınla aralarına koydukları aktif uzaklığın izini kesin buluruz.
1-Her sapıklık erkekle kadın arasındaki büyümüş ruhsal uzaklığın dışavurumudur.
2- Her sapıklık normal cinsellik rolünün benimsenmesine karşı açığa vurulan az ya da çok güçlü bir başkaldırı, sapık kişinin zayıflamış kişilik duygusunu güçlendirmeye yönelik planlı ama bilinçdışı bir çabadır.
3- Sapıklarda normal partneri değersizleştirme eğilimi hiçbir zaman eksik değildir; dolayısıyla dikkatle bakılırsa partnere duyulan bir kin ve ona karşı savaş sapıkların davranışında öne çıkar.
4- Erkeklerdeki sapıklık eğilimi, kadının aşırı değerlendirme konusu yapılmış gücü karşısındaki aşağılık duygusunu gidermek için başvurulan dengeleme çabasıdır. Kadındaki sapıklıklar da yine onun kendisinden güçlü gözüyle baktığı erkek karşısındaki aşağılık duygusunu gidermek amacına yönelik bir çabadır.
5- Sapıklık her zaman aşırı duyarlılığın, ileri derece bir hırs ve inatçılığın yer aldığı ruhsal yaşamdan doğup çıkar. Sapıklarda köklü bir arkadaşlık kurmada, karşılıklı birbirine destek olmada, toplumsallığa yönelik çabalarda yetersizlik normalde beklendiğinden daha büyüktür. Bencil duygular, güvensizlik ve tahakküm hırsı ön plandadır.
Halbuki tam tersi hissedilmez mi o özelliklere karşı ? Olmak istemediğimiz kişi gibi. Ya da şu bu düşünceden yola çıkarak, şu soru aklıma geliyor. Hangi durum ve derecede davranışlarda, kendimize hangi durumlarda ise olmak istemediğimiz kişiye karşı tepki veriyoruz. Bunun ayrımı nasıl yapılabilir?