Gerek sadistler gerek mazoşistler, tüm sapıklar gibi, yaşamlarını cesaretten yoksun insanların izlediği çizgi üzerinde sürdürür. Sadistler, en azından görünürde güç sahibi olmaya, tartışmasız bir üstünlüğe kavuşup gizli, çokluk bilinçdışı üstün erkeklik duygusunu ele geçirmeye çalışır. Mazoşistler ise, güçsüzlüklerini aşırı vurgulanmış bir şekilde açığa vurur.
Ne var ki, seksüel yaşamlarıyla insanlar; toplum, karşı cinsiyettekiler ve kendi değerleriyle ilgili olarak nasıl bir tutum takındıklarını açığa vurur ve her zaman seksüel davranışında bir kişinin topluma nasıl uyum sağlamaya, nasıl değerli biri olmaya, herkes tarafından takdir edilmeye, üstün konuma gelip kendini güvene almaya, değerli biri sayıldığı duygusunu toplum içinde ve ebedi olarak nasıl ele geçirmeye çalıştıklarını dile getirir.
Sapıkların tümüyle kişilik yapısının temelinde belli bir ölçüde yılgınlık, karamsar bir dünya görüşü yatar ve gerçekleştirilen eylemlerin güçlülük değil, güçsüzlük duygusundan kaynaklanmasına yol açar. Her zaman geçimli biri olmada, arkadaşlıkta ve başkalarıyla bir arada vakit geçirmede çocukluk çağına kadar uzanan bir yetersizlik görülür.