• Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynlerin çocukları genellikle öfkelerini bastırır ya da bu öfkeyi kendilerine çevirirler. Belki de öfkelerini doğrudan ifade etmenin çok tehlikeli olduğunu ya da öfkelerinin farkında olmayı bir suç olarak görmeyi öğrenmiş olabilirler. Öfke bu şekilde içselleştirildiğinde, insanlar kendilerini gerçekçi olmayan bir şekilde eleştirme ya da suçlama eğiliminde olur. Öfkeyi kendi içlerinde tutmalarının bir sonucu olarak ya ciddi anlamda depresyon girebilirler ya da intihar etmeyi düşünebilirler
• Duygusal olarak olgunlaşamamış insanlar, hayata aşırı basitleştirilmiş bir şekilde bakarlar ve olayları kendi becerileriyle başa çıkabilecek düzeye getirirler. Böylesine sınırlı bir benlik hissine sahip olmak, onları benmerkezci yapar ve diğer insanların duygularına ve ihtiyaçlarına karşı hassas olma becerilerini zayıflatır.
• Duygusal olgunlaşamamanın düşünce niteliğindeki farklılıkları
Duygusal olarak olgun ve olgun olmayan insanlar arasında entelektüel farklılıklar da vardır. Eğer sizin ebeveynleriniz endişe ve yargının hakim olduğu ailelerde büyümüşlerse, daha dar düşünmeyi ve karmaşaya direnmeyi öğrenmiş olabilirler. Baskıcı ya da cezalandırıcı aile ortamları, özgür düşünceyi ya da kendini ifade etmeyi teşvik etmez ve dahası zihnin gelişimine olanak sağlamaz.
-Saplantı derecesinde entelektüelleştirme: Duygusal olarak olgunlaşamamanın diğer bilişsel belirtisi, bazı konularda aşırı entelektüel hale gelmek ve takıntılı olmaktır. Fikirlerle meşgul olmaları, onları duygusal samimiyetten uzaklaştırmaktadır. Kendi favori konularını boylu boyunca tartışabilirler ama gerçekte başka bir kişiyle ilgilenmezler.
-Kavramsal düşünmede zorluk
-Durağan düşünmek: Düşünceler rutin ve durağan. Duygu düşünce dünyası değil, olan ya da gözlemlenenler hakkında konuşmak
• Duygusal olgunlaşamamayla ilişkilendirilen kişilik özellikleri
-Sabit fikir
-Düşük stres toleransı
-En iyi hissettiren şeylerin yapılması (id)
-Öznel davranırlar: Tarafsız analiz yapamazlar. Bir durumu yorumlarken nasıl hissettikleri, durumdan daha önemlidir. Gerçek, önemli değildir.
-Farklılıklara az saygı duyarlar: Herkesin kendileri gibi düşünmesi gerektiğine inanırlar. Pot kırma potansiyelleri yüksektir çünkü başkalarının bireyselliğine ilişkin yeterince farkındalıkları yoktur.
-Bencil: Eleştirilmeye dayanamazlar. Kendilerini fazlasıyla korumaya çalışırlar. Böylece diğer insanlar, onların düşük özsaygılarını bile tehdit edecek kadar yakınlarına yaklaşamaz.
-Kendilerini ön planda tutarlar: Kendilerine odaklanmak içgörü kazanmak ya da kendilerini anlamakla ilgili değildir aksine ilgi odağı olmakla ilgilidir. Ne söylerseniz söyleyin konuyu bir şekilde kendi deneyimlerine getirirler. Size anlattıklarınızla ilgili soru sormazlar ya da deneyimlerinizle ilgili daha fazla detay öğrenmek için merak duymazlar. Eğer bir soruna neden olmuşlarsa ‘niyetim seni üzmek değildi’ deyip işin içinden çıkarlar. Böylelikle bencil yapılarından dolayı sorunun sizin üzerinizdeki etkisine değil kendi niyetlerine odaklanırlar.
-İlgi odağı olmayı severler: Bir grup içinde duygusal yönden en olgunlaşmamış insan, grubun zamanını ve enerjisini en çok tüketen insandır.
-Rol değişimi: Duygusal olarak olgunlaşmamış ailelerin kendine has özelliğidir. Bu noktada, ebeveynler çocuklarına sanki onlar birer ebeveynmiş gibi davranır ve çocuklarından daha fazla ilgi ve yardım beklerler.
-Düşük empati becerisi
-Duygusal açıdan duyarsızlık
-Çelişkili davranırlar: Muhtemelen çocukluk döneminde kendi duygusal deneyimlerini ifade etme izni verilmediğinden, bu insanlar duygusal açıdan tutarsız yetişkin olarak