Fransa’ya yapılan Blitzkrieg’den bir yıl sonra Rusya’ya açtığı savaş
sırasında da Alman ordusunun doğa yasalarına itaat ettiği gözlemlenmiştir.
Batı Rusya, özellikle mekanize birliklere sahip bir işgalci ordusuna hareket
özgürlüğü verir gibi görünür. 1941’deki sınırıyla Leningrad (St. Peterburg),
Moskova ve Kiev arasındaki 960 kilometrelik mesafede arazi 150 metreden
fazla yükselmez, göz alabildiğine uzanan ağaçsız ormanda akan nehirler, ilerleyen ordunun yolunu kesmek yerine, paralel akar gibidir. İşgal güçlerine
engel olabilecek hiçbir katı cisim yoktur. Ama tam ortasından Rusya’nın en
büyük nehri olan Dinyeber ve Niemen sırasıyla Karadeniz’e ve Baltık
Denizi’ne doğru akmaktadır. İki nehrin kaynak noktaları sayısız ayak
noktalarıyla birlikte 64.000 kilometre karelik Pripet bataklığını oluşturur.
Askeri hareketlere hiçbir olanak tanımayan bu bölge Alman Genelkurmayı’nın
haritalarında Wehrmachtloch (Krallık orduları deliği) olarak geçer ve kayda
değer hiçbir Alman gücü bulunmaz. Sonuçta Alman ordusuna karşı savaşan
Sovyet partizanlarının ana eylem merkezi haline gelir ve ordunun Rusya’daki
ön safları doğuya doğru ilerlemeyi sürdürdükçe, tüm komutanları rahatsız
eden bir şekil alır.