Halk kaderine terk edilmişti. Halk hiç kimsenin umurunda değildi. Sanki şöyle bir karar alınmıştı:
“Bildikleri gibi yaşasınlar. Memnunsalar ne mutlu onlara. Perişan ve kötü durumdaysalar dişlerini sıkıp sabırlı olsunlar.”
Halk her zaman ve her yerde zorluğa katlanmak durumunda bırakılmıştır. Zorluğa,sıkıntıya katlanmak ve yoksulluk, halk kitleleri için adeta bir görev haline gelmiştir.
Ben insanların bana güldüklerini kısa bir süre önce öğrenmiştim. Şimdi şunu fark ediyorum ki, ben de bilmeden bana gülerlerken onlara katılmışım. İşte, beni en çok üzen de bu.