Klasik olma adayıymış“Kitap Hırısızı”. Klasik eserlerden bir farkı yoktu. Muhteşem ötesi bir eser...
İkinci Dünya Savaşı sırasında küçük kızımız Liesel namı diğer Kitap Hırsızı’mız, akordeon kalpli bir adam ve huysuz gibi görünen ama koca yürekli bir kadına evlatlık olarak verilen; yakın arkadaşı Rudy daha sonra hayatına giren Max, Steiner ailesi ve diğerlerinin öge olarak bulunduğu, olay kurgusunun çok güçlü olduğu bir savaş dönemi kitabı. Kitabın en değişik yönü ise anlatıcının insanlarının canını almaktan yorulmuş Azrail olması. Savaş dönemi yükü ağır olan Azrail bize o dönemin genel durumunu da çok güzel dile getirmiş. Devamında anlatıcının sözüyle alıntılanayım: “Hitler’in yönetiminde geçen onca yılda kimsenin Führer’e benim kadar sadakatle hizmet etmediğini söylesem yalan olmaz sanırım.Bir insan benimki gibi bir kalbe sahip değildir. İnsan kalbi bir çizgiyken benimki daire biçimindedir ve doğru zamanda doğru yerde olmak konusunda kusursuz bir yeteneğin vardır. Bunun sonucu olarak, insanları hep en iyi ve en kötü durumlarında bulurum.Hem güzelliklerini hem çirkinliklerini görürüm ve ikisinin nasıl aynı yaratıkda olabildiğini merak ederim. Ancak onlarda da benim kıskandığım bir şey var. İnsanlar ölecek kadar akıllılar. Sayfa 513
Çoğu zaman bir sürü yerdeyimdir ve 1943 yılında neredeyse her yerdeydim. Sayfa 563
Çok etkilendiğim bu kitabın filmini de çok beğendim. Hatta izlediğim en iyi filmler arasında diyebilirim.