Tolstoy bu romanında dönemin adalet sistemini, Rusya'nın toplumsal ve sınıfsal çöküşünü sert bir şekilde eleştiriyor. "Diriliş" aslında bir Rus prensinin içsel dönüşümünü, vicdan uyanışını anlatıyor. Prens Nehlüdov gençlik yıllarında yüzüstü bıraktığı gençlik aşkı Katyuşa'yı yıllar sonra bir cinayet davasında yargılanırken görüyor ve Dmitri'nin dirilişi burada başlıyor. Geçmişteki hatalarını telafi etmek, kendi ruhunu arındırmak için büyük fedakarlıklar ve kararlarla içsel yolculuğunu tamamlıyor. Ben çok yoğun olduğum bir dönemde okumama rağmen çok keyif alarak okudum. Sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın kitap elinizden kayıp gidiyor. Keyifli okumalar.
Bağcılar, çalışmak için gönderildikleri bağın kendi
malları olduğunu, bağdaki her şeyin kendileri için yapılmış
olduğunu ve işlerinin sadece bu bağda hayatın tadını çıkarmak olduğunu sanmışlardı. Mal sahibini unutmuşlar, mal sahibini ve yapmaları gereken görevleri kendilerine anımsatanları öldürmüşlerdi.
İnsanlar kendilerine değil başkalarına inandıkları için
çeşit çeşit din var. Ben de insanlara inandım ve taygada gibi yolumu şaşırdım, hem öyle bir şaşırdım ki bulabileceğimi hiç ummuyordum. Çeşit çeşit tarikatlar. Her inanış bir tek kendini över, göklere çıkarır. Bak işte hepsi de kör enikler gibi dağılıp gittiler. İnanç çok, ama ruh bir tanedir. Sende de,bende de, onda da. Demek ki her birimiz kendi ruhumuza inansak hepimiz birleşmiş olacağız. Her insan kendine inansa herkes bir araya gelecek.