O sıralarda biri girdi hayatıma…
İnsanların yaşadığım rahatsızlıktan dolayı benim evlenebileceğimi dahi
düşünmez iken… Aklımda, kalbimde olmayan ama her daim yanımda olan
biri. İnsanların adını bilmesine gerek yok, çünkü bu hikâye sadece bir aşk
masalı değil. Benim için hiçbir zaman bir peri masalı olmadı. Öğrendim ki,
birinin gözlerinin içine bakıp “Korkuyorum,” diyebilmek büyük bir cesaret-
miş. O karanlığa girmekten korkmayan bir insanın ışığına tutunmak dünyadaki
en büyük huzurmuş. O benim yaralarımı iyileştirmeye çalışmadı, yaralarım
olduğunu bilerek yanımda oldu. Yine de bir kalbi ellerimde tutmayı hiçbir
zaman tamamen öğrenemedim; fazla kırılganım, bunu biliyorum. Ama artık
korkumla el ele yaşıyorum, karşımda değil yanımda duruyor.
Kısaca o bana gidiş ihtimalini değil, kalmanın mümkün olduğunu öğretti.
Belki de bu yüzden sevdim onu… Biz istemeden de olsa zor koşullarda bir
olmayı başardık. Yaşadıklarımızı kimsenin bilmesine gerek olmayan, sessiz
ama gerçek ve güçlü bir sevgi. Bir kahve fincanının kenarında, bir akşamüstü
yürüyüşünden, bir omuzda dinlenen bir aşk.
Elif:
— Aile bir eve benzer Kübra. Önce bir kadın ve erkeğin evlenmesiyle temeli
atılır. Anne o evin betonu, baba çatısı, çocuklar ise duvarlarıdır. Bu unsurlar
bir arada bulunduğunda kimse o eve zarar veremez. Ancak o evden biri eksik
olduğunda o ev darbeye açık hale gelir. Sabah kalktığında onları görmek, ak-
şam onların varlığıyla huzurla uykuya dalmak… Ne yediğinin önemi olmadan,
sohbet eşliğinde doymaktır aile.