Vücudundaki ağrılar, sızılar belki bir gün dinecekti ama kalbindeki yara…
O, iyileşmek bir yana, her geçen gün damla damla kan kaybediyordu sanki.
Gözle görünmeyen bir acı, içten içe eksiltiyordu onu. Ve onun gibi, orada
iyileşmeyi bekleyen birçok çocuk vardı. Her birinin gözlerinde aynı sessiz acı,
aynı derin umudu görmek mümkündü. Herkesin hastalığı farklı, gerçekleri
ortaktı. Bir gün, sadece bir gün, normal olmak… Doğum günü için bir araya
gelmemişlerdi belki ama dilekleri, acıları hep aynıydı: İyileşmek. Sadece biraz
daha rahatlamak değil, normal olmak… Her biri için aynı anlamı taşıyan osözcük. Bir araya gelemeseler de kalpten kalbe bir bağları vardı. Kübra’nın
içindeki o derin boşluk, diğerlerinin gözlerinde de yankılanıyordu. Ve o an
belki de ilk kez küçük bedeni ile sadece bir hasta değil, bir dünyayı, bir hikâ-
yeyi taşıdığını hissetti Kübra.