Kitap beni mahvetti. Yerden yere vurdu, üstümde tepindi ve kalbimi paramparça etti. Hem de ilk bölümden itibaren bunu yapmayı başardı. Size çiçek kokulu bir masal ile gelemedim maalesef! Aksine kan, intikam ve sınırlar ile geldim.
Ve bu sınırları geçmek yasak. Hayatları boyunca ufacık bir kasabada öncü dedikleri, İles adında bir adama neredeyse taparak yaşayan insanlar var. Yaşadıkları yerden bir kere bile dışarı çıkmamışlar çünkü orada Vahşilerin olduğuna inanmışlar. Kimse aksini bile düşünmemiş. Kimse başkaldırmamış!
Evera Alfen de onlardan biriydi. Ta ki sevdiği birini kaybedene kadar.
Bazı kayıplar verilmeliydi ki unutulmuş kuşlar hatırlansın. Fakat bu kayıpların sizi altüst edeceğinin haberini vermeliyim. Çokça üzüldüğüm, ağladığım, güldüğüm ve aşırı sevdigim bir kitap oldu. Hala kendime gelebilmiş değilim. O kuş sahnesi de benim en unutamayacağım kısım diyeyim, okuyanlar anlar. En en en delirdiğim sahne oydu. Size her sahneden teker teker bahsetmek isterdim ama biraz aklımda yer edinen karakterlerden bahsedeyim
Kitapta o kadar çok karakter vardı ki ilk başlarda hepsinin ismini yanlış söylüyordum. Fakat sonra hepsi zihnime kazındı. (Umarım yanlış yazmam.)
Evera'nın karakter gelişimi muazzam işlenmişti.
Rans karakterini ilk gördüğümde ona bağlanacağımı hissetmiştim. Bazen sinirli biri olsa da yumuşak yanı beni ona çekiyor diyebilirim.
Rat! Beni o kadar şaşırttı ki. Başlardaki endişe ve öfkesine hak verdim çünkü sevdiklerini korumaya çalışıyordu. Fakat bazı yerlerde biraz abarttığı söylemeden geçemeyeceğim.
Ritan karakterinin sessizliği ona iyi bir gözlem alanı sunuyor. "Ben de birazdan geleceğim." dediği sahnede ona bağlanmış bile olabilirim.
Refeyn benim masum meleğimm. En sevdiğim karekterdi. İç ısıtan bir çocuk.
Neredeyse unutuyordum. Yessey! Unutamayacağım