Puan vermedi·348 syf.·
Beğendi
·
2025 14. kitabı
fatma bayram’ın okuduğum ilk kitabıydı, son olmayacağını da söyleyebilirim. dilinin basit, sade ve akıcı olmasını sevdim. dini kitaplarda olan yoğunluk yoktu, okuması da o yüzden pek keyifliydi. Allah’ın 99 esma’sından ve bu isimlerinin insanlarda nasıl tecelli ettiğini yani nasıl görünür olduğunu anlatıyor. kitapta, Allah’ın isimlerini bilmek hayatı doğru yorumlamaya ve kalpteki endişeleri azaltarak ümit ve güven duygusunun yerleşmesine yardım edeceğini ve A’râf suresinin 180.ayetinde de esmalarla dua etmemiz emrolunduğu yazıyor. Kur’an-ı Kerim’de çeşitli kelime kalıplarıyla Allah’a nispet edilmiş olan isimlerin sayısını 313’e kadar çıkaranlar vardır. Beyhakî’ye göre hadisteki doksan dokuz sayısı, en meşhur ve manaca en açık olan isimleri kapsamaktadır. Allah’ın isimlerinin hepsi birbiri ile ilişkilidir. 99 esma kitabından Allah’ın bazı isimlerini ve insanda nasıl görünür olduğundan bahsedeceğim. -ism-i cami: Allah, bütün varlığın yoktan var edicisi, her şeyin devam ve tekâmülünün kendisine bağlı olduğu yüce varlığın diğer bütün isimlerini içine alan en kapsamlı ismi… Allah isminin tecelli ettiği kullar bu ismin kapsayıcılığı nedeniyle güzel ahlakın bir bütün olarak tecessüm ettiği kullardır. tasavvuf onlara “insan-ı kâmil”; bugünün psikolojisi ise “kendini gerçekleştirmiş insan” diyor. bu insan zıtların çelişkisini tevhidin bütünlüğüne dönüştürmeyi başarabilmiş, tam bir huzura kavuşmuş kişidir. -bütün kusurlardan münezzeh: Kuddûs, Rabbimizin her türlü eksiklik ve kusur şaibesinden arınmış ve tertemiz oluşunu ifade eder. Kuddûs isminin tecellisi, insanın hem beden hem ruh olarak arınmaya çalışması, ahlakını temiz tutması, haramdan sakınması, kalbini kötü niyetlerden temizlemeye çalışmasıdır. -huzur ve barışın tecellisi: Selâm, akla gelebilecek bütün eksikliklerden
99 Esma Sonsuz ManaFatma Bayram · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 2025812 okunma
Bende Bir Zamanlar Bir İnsan İdim....
10/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2024 134. kitabı
Seyyid Nesimi, 14. yüzyılın sonları ve 15. yüzyılın başlarında yaşamış, önemli bir Azeri Türk şairi ve mutasavvıftır. Alevi-Bektaşi kültürünün yedi ulu ozanından biri olan Nesimi, Hurufilik mezhebinin önde gelen temsilcilerindendir. Hurufilik, ilk olarak Fazlullah Hurufi tarafından ortaya atılmış ve onun öğrencileri tarafından yayılmıştır. Hurufilik, harflerin sembolik anlamlarına büyük önem verir ve İslam’ın esaslarına aykırı olduğu iddia edilir. Hurufilik, kelamın (Allah'ın sözü) evrenin asıl özü olduğunu savunur ve bu düşünce, tasavvufun genel ilkeleriyle örtüşür. Nesimi’nin doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1369 civarında Azerbaycan'ın Şamahı kentinde doğduğu düşünülmektedir. Asıl adı İmadeddin Nesimi olan şair, gençlik yıllarında Arapça ve Farsça dillerinde yetkinlik kazanmış ve çeşitli ilim merkezlerinde eğitim almıştır. Nesimi’nin şiirleri tasavvufi öğretilerle doludur ve Hurufilik mezhebinin sembollerini ve felsefesini yansıtır. Aşk, ilahi aşk, varoluş ve insanın özü gibi temaları işleyen şiirlerinde Türkçe, Arapça ve Farsça dillerini ustalıkla kullanmıştır. Nesimi'nin en bilinen eseri "Divan" onun edebi dehasını ve tasavvufi derinliğini yansıtan önemli bir eserdir. Ayrıca "Mukaddimetü’l-Hakayık" adlı eseri, Hurufilik öğretilerini ve sembollerini açıklayan felsefi bir çalışmadır. Nesimi, özellikle Azerbaycan, Türkiye ve İran’da büyük saygı görmüş, şiirleri ve öğretileri yüzyıllar boyunca tasavvuf edebiyatının önemli bir parçası olmuştur. Nesimi’nin "Enel Hak" anlayışı, vahdet-i vücut felsefesine dayanır. Bu felsefeye göre, evrendeki tüm varlıklar, tek bir varlığın, yani Allah’ın farklı tezahürleridir. İlk olarak Hallâc-ı Mansûr tarafından kullanılmıştır. Mansûr, bu sözüyle Allah’ın insanın içinde olduğuna ve her varlıkta O’nun bir tecellisi
Alıntı
Seyyid Nesimi Divanıİmadəddin Nəsimi · Can Yayınları (Ali Adil Atalay) · 200060 okunma