Dini, inancı ne olursa olsun mazlumlara iman yurdu olan İslam toprakları, Müslüman mazlumların kaçmak zorunda kaldığı, zalimlerin cirit sahasına döndü.
Ümmetin her bir unsuru kendi cenazesini kaldırmaktan, kendi gözyaşlarına boğulmaktan başını kaldıramaz hale geldi… Bırakın dünyanın öbür ucundaki Müslümanın acısını hissetmeyi, kalbimize saplanan zehirli oku hissedemez hale geldik…
“Bin parçaya bölünmüş, her parçası kendisini millet sanan millete yazık.
Kılıçla kütük arasına sıkışmadan, başını kaldırmayan millete yazık.“
Halil Cibran
İslam dünyasının duyarsızlığı, Yahudilere, Müslümanları namaz kılarken dahi tutuklama cesareti vermiştir.
Zira Yahudi, hedeflediği şeyi sindire sindire yapar ve Müslümanlar bu durumu artık kanıksadıkları için olan bitene sessiz kalırlar. Bunu Kudüs'ün işgalinde, Mescid-i Ak-sâ'nın yakılmasında, Kudüs'ün İsrail'in başkenti ilan edilmesinde, Halîllurrahman Câmii'ndeki katliam ve sonrasında mescidin ikiye bölünerek yarıdan fazlasının sinagoga çevrilmesinde, Mescid-i Aksa'ya yapılan baskınlarda, Mescid-i Aksa'nın altına açılan tünellerde görüyoruz...