• Üzerindeki küfü kestiğimizde kalan ekmeğin zararsız olacağını düşünebiliriz. Ancak attığımız küf sporları buzdağının sadece görünen kısmı. Mantarlar âleminin üyesi olduğu küf manltarları, çıplak gözle görmenin çok zor olduğu hif adındaki kök benzeri yapılarıyla hızlıca büyüyerek ekmeği içeriden kuşatırlar.
    İçerisinde küf mantarları bulunan bazı peynir türleri ile soya sosu gibi gıdaları sağlık tehdid olmaksızın tüketmemiz küflü ekmek yemenin de zararsız olacağı yanılgısına yol açabilir. Yaklaşık 300.000 üyesi olduğu düşünülen küf mantarlarının birçoğu zararsızken, bazı türleri ölümcül olabilecek derecede tehlikelidir ve ekmeğimizde gelişen mantarın hangi türde olduğunu çıplak gözle anlamak imkânsızdır.
  • ~ Beecher Ortaokulu'ndakilerin bana dokunmakla ilgili bir sıkıntısı olduğunu anladım.
    Sanırım bu Saftirik Greg'in Günlüğü'ndeki lanetli peynir gibiydi. Hikayede, çocuklar basketbol sahasındaki küflü peynire dokunurlarsa bitlenmekten korkuyordu. Beecher Ortaokulu'nun küflü peyniri de bendim.
  • Bu öyküm 'Oggito'da yayınlandığı için sizlerle de paylaşmak istedim. İyi okumalar.
    https://oggito.com/...-kedi-iki-olum/63688

    Sarıya çalmış duvar. Bulanık. İlaç, irin, ter kokusu. İnsanın midesini bulandırıyor. Annen yatakta uyuyor. Hırıltılı sesler çıkarıyor. Dışarıda yağmur. Rüzgarla bir olmuş, odanın camını dövüyor. Çıtçıtçıtçıtçıt. Toprak kokusu doluyor odaya. Annen biraz da olsa gözlerini açıyor. Saçları yok. Siyah gözleri solmuş. Boynunda yumrular. Büyüyor. Kaynıyor. Yüzünü sana dönüyor. Acısına rağmen gülmeye çalışıyor. Elini uzatıyor. Tutmak istiyorsun. Kımıldayamıyorsun. Annenin kolları düşüyor. Gözleri kapanıyor usul usul. Korkuyorsun. Hırıltılı sesi duyuyorsun. Uyumaya başlıyor. Rahatlıyorsun. Doktor giriyor odaya. Peşine baban. Üstü başı kir içinde. Elleri simsiyah. Doktorun elinde bir dosya. Uzun uzun inceliyor. Babana dönüyor. Suratında umarsız bir ifade. Başını sallıyor. Hastalık ilerlemiş. Ümit yok. Bizim yapacağımız bir şey kalmadı. Eve götürün. Sizlerle birlikte geçirsin kalan zamanını. Baban ne yapacağını şaşırmış. Yumruklarını sıkıyor. Ceketinden siyah tozlar düşüyor.

    Annen inlemeye başlıyor. Acı acı. Uzun uzun. Vücudu kasılıyor. Yatağın kenarını tırnaklarıyla kazıyor. Tırnakları kanıyor. Görüyorsun. Yeter. Bırakın beni. Bağırıyor. Hemşire giriyor odaya. İğne yapıyor. Annenin sesi kulaklarında. Çıkıyorsun odadan. Hiç durmadan koşuyorsun. Kirli bir çöp tenekesinin yanına gelince duruyorsun. Soluk soluğasın. Ellerin dizlerinde. Burnundan sarkan ter damlası yere düşüyor. Vıyaklama sesi geliyor bir yerden. Dinliyorsun. Çöp tenekesinin yanına gidince görüyorsun. Ufak beyaz bir kedi, ölmüş annesinin başında ağlıyor. Anne paramparça. Yavru, annesine pati atıyor. Bilmiyor öldüğünü. Ya da inanmak istemiyor. Dayanamıyorsun. Bulduğun bir karton kutuya koyuyorsun. Kaptığın gibi koşmaya devam ediyorsun. Eve gelene kadar durmuyorsun.

    Şefika teyze apartmanın önünde. Üstünde çiçekli şalvarı. El işini bırakıp gözlüklerinin üstünden bakıyor. Annen nasıl kuzum? Ne diyor doktorlar? Bu halin ne? Terin suyun içinde kalmışsın. Cevap vermeden eve giriyorsun. Perdeler çekili. Alacakaranlık her yer. Havada ekşi bir koku. Eşyalar soluk. Odana gidiyorsun. Demir başlıklı yatağın. Yanında ufak, eskimiş bir masa. Üzerinde Define Adası. Annen okurdu. Her gece. Bir gece Define Adası. Bir gece Dünyanın Merkezine Yolculuk. Bittikçe başka kitaplar. Yatağa oturuyorsun. Kutuyu açıyorsun. Kediyi çıkarıyorsun. Annenin ördüğü hırkanın üzerine koyuyorsun. Kan lekesi. Kediyi kontrol ediyorsun. Yaralı. Sırtından. Yarayı yalamaya çalışıyor. Uzanamıyor. Ecza dolabına gidiyorsun. Tentürdiyot şişesini açıp pamuğa boca ediyorsun. Kedinin yaralarına bastırıyorsun. Kedi acı acı vıyaklıyor. Mutfağa koşuyorsun. Buzdolabını açıyorsun. Eskimiş sebzeler. Küflü peynir. Buruşuk birkaç zeytin. Başka bir şey yok. Annen evde olmayınca dolap da öksüz. Bir tabağa peynir ve zeytinden koyuyorsun. Kedinin önüne. Yemiyor. Su. Belki susamıştır. Bir kaba su koyup getiriyorsun. Kana kana içiyor. Seviniyorsun.

    Şefika teyze geliyor. Beli bükük. Gözleri kısık. Bakıyor. Kavruk suratına rağmen pembelik fark ediliyor. Çiçekli eteğinden un dökülüyor. Ev mis gibi yufka kokuyor. Şefkatle bakıyor suratına. Sımsıcak. Çay demledim kuzum, hadi iç. Köy peyniri getirdim. Yufka da ısladım. Güzelce yersin. Ben Halime teyzenlere gitcem. Sessizce dur evde. Dışarı çıkarsan da anahtarı almayı unutma. Tamam mı kuzum? Yanına geliyor. Sarılıyor. Ağlamaya başlıyor. Ah Yasemin. Terli elleriyle başını okşuyor. Saçlarını öpüyor.

    Günlerce evden çıkmıyorsun. Kediyle ilgileniyorsun. Şefika teyze arada uğrayıp yemek getiriyor. Yemiyorsun. Tek uğraşın kedi. Hayattaki tek amacın onu iyileştirmek. Ama ne yaparsan yap fayda etmiyor. Git gide zayıflıyor. Sen de. Kitaplara bakıyorsun. Kedilerle alakalı bir şey yok. Annen olsa bilirdi kesin. Doktora götürsen? Hayır. Korkuyorsun. Acı çekmesinden. Daha kötü olmasından. Ölmesinden. Doktorları sevmiyorsun. Hastaneyi sevmiyorsun. Hemşireleri sevmiyorsun.

    Anneni eve getiriyorlar. Baban, dayın ve teyzen var başında. Teyzen yatağı hazırlıyor çabucak. Temiz çarşaf seriyor. Odayı silip süpürüyor. Anneni yatağa yatırıyorlar. Uyuyor annen. Şişlikler artmış. Koyulaşmış. Vücudu küçülmüş. Eski annen değil. Seni öpüp koklayan, en sevdiğin yemekleri yapan, evin içinde gül kokusuyla dolaşan annen değil. Üstünde kötücül bir hava. Odayı kaplıyor. Babanın sakalları uzamış. Üstü başı kir içinde. Ter kokuyor. Sana bakmıyor. Nasıl olduğunu sormuyor. Teyzen saçlarını okşuyor. Gözleri ağlamaktan şiş. Dayın balkona çıkıyor. Yanına gidiyorsun. Sigarasından uzun uzun nefesler alıyor. Başını balkon demirine dayıyorsun. Zeytin ağacının olduğu yere bakıyorsun. Havada esmer bulutlar toplanmış. Yüzüne bir damla düşüyor. Dayın, üşüyeceksin, hadi sen de gel, deyip içeri giriyor. Sen gözünü kapatıyorsun.

    Annen zeytin ağacının dibinde salça kaynatıyor. Üstünde güllü şalvarı. Şefika teyze yufka açıyor yanında. Tombul parmakları un içinde. Annen seni görünce gülümsüyor. Zeytinin yapraklarını huzurlu bir rüzgar yalıyor. Sokum yap Şefika abla, benimki bakıyor baksana, diyor. Şefika teyze zeytinyağı ve peynire uzanıyor. Hızlıca bir sokum yapıyor. Hadi gel, al bakim, diye bağırıyor. Yüzü pembe. Terli. Annen eliyle gel işareti yapıyor. Hadi, acele et, soğumasın, diyor. Elini uzatıyorsun. Karanlık. Yağmur elini ıslıyor. Gözünü açıyorsun. Elin havada. Boş. Salça kazanı paslanmış. Zeytin ağacının olduğu yerde kararmış bir kök.

    Kedi sessiz. Gözleri kapalı. Uyanık mı? Suyunu tazeliyorsun. Başını hafiften kaldırıyorsun. İnliyor. Suyu yaklaştırıyorsun. İçmiyor. Zeytin peynir eksilmemiş. Bir parça peynir alıp uzatıyorsun. Yemiyor. Sırtında kurumuş kan. Temizlemek lazım. Odandan çıkıyorsun. Dinliyorsun. Evde kimse yok sanki. Sessizce banyoya giriyorsun. Temiz bir bezi ıslatıp getiriyorsun. Siliyorsun yaralarını. Bastırdıkça inlemesi artıyor. Yerinden bile kımıldamıyor. Minik ağzı hafiften açılıp kapanıyor sadece. Bir şeyler yapmalı. Ama ne? Bilemiyorsun. Kızgın. Tastaki kanlı suyu tazeliyorsun.

    Evdeki kimsenin seni gördüğü yok. Herkes annenle ilgileniyor. Baban işe gitmek zorunda. Maden beklemez. Sabah gidip akşam geliyor. Yorgun. Teyzen sürekli annenin yanında. Arada çıkıyor. Elinde kanlı bir leğen. Boşaltıyor. Kanlı bezi yıkıyor. İzliyorsun. Birinde seni görüyor. Anneni görmek ister misin? Hayır, istemiyorsun. Hasta kedi nasıl iyileşir? Cevap vermiyor. Teyzen annenin yanına gidip kapıyı kapatıyor. Çığlıkları duyuyorsun. Kulaklarını kapatıyorsun. Duymak istemiyorsun. Çığlık sesi artıyor. Evin her tarafını dolduruyor. Teyzen ağlayarak odadan çıkıyor. Leğen kanla dolu. Odanın kapısı aralık. Annene bakıyorsun. Her tarafı morarmış. Şişmiş. Eli yüzü yara içinde. Kan kusuyor. Kusmadığı zamanlar çığlık atıyor. Öldürün. N’olur öldürün beni. Dayanamıyorum artık. Teyzen omzundan sarsıyor. Anneni görmek istemiyor musun? Bağırıyor. Kediye yardım edin. Ölecek. Bağırıyorsun. Odana koşuyorsun. Kapıyı kilitliyorsun.

    Günden güne evdeki çığlık sesi artıyor. Gece gündüz. Teyzen ve babanın koşturmalarını duyuyorsun. Odadan çıktığın yok. Kediyle ilgileniyorsun. Daha da zayıfladı. İyice çöktü. Verdiğin hiçbir şeyi yemiyor, içmiyor. Yaralarından irin akıyor. Ne kadar temizlersen temizle. Artıyor. Gece yanına alıyorsun. Hırkaya sarıyorsun. Sarılıp uyuyorsun.

    Ay gizlendiği bulutun arkasından çıkıyor. Işığı odayı dolduruyor. Annen odaya giriyor. Saçları dağınık. Pijaması odayı kaplıyor. Sıcacık. Gül kokulu. Hissediyorsun. Kedi sessiz. Takatsiz. Rüyasız. Sen terlemişsin. Uyumuyorsun. Annen yanına oturuyor. Alnından akan teri siliyor. Kırmızı dudakları. Uzun siyah saçları. Gözleri ışıldıyor. Usulca eğiliyor. Yanağından öpüyor. İyi olacağım. Merak etme. Eskisi gibi olacağız yine. Her gece kitap okuyacağım sana. Bir sürü kitap alacağım. Birlikte okuyacağız. Söz. Gülüyor. Bir şey diyemiyorsun. Öpmek istiyorsun. Sen yaklaştıkça annen uzaklaşıyor. Ayın ışığında kaybolup gidiyor.

    Babanın sesine uyanıyorsun. Yasemin. Bağırıyor. Annenin bulunduğu odaya koşuyorsun. Oda çürümüş et kokuyor. Miden bulanıyor. Havadaki kötücül hava ağırlaşmış. İnsanın üstüne sıvanıyor. Baban annene sarılmış. Sarsılıyor. Teyzen eliyle ağzını kapatmış. Ağlıyor. Odana gidiyorsun. Kapıyı kilitliyorsun. Gece yanıma geldi. Söz verdi. İyi olacak annem. Birlikte kitap okuyacağız. Kedi de iyi olacak. Kediye bakıyorsun. Takatsiz. Yaraları büyümüş. Derinleşmiş. Nefes alıyor mu? Hareket etmiyor. Elini burnuna yaklaştırıyorsun. Bir şey yok. Bezi ıslatıp yaralarını siliyorsun. Tas kan kırmızı. Evdeki ağlama sesleri odana süzülüp giriyor. Bezi daha sert bastırıyorsun.

    Ev kalabalık. Bütün akrabalar gelmiş. Ağlama sesi. Her yerde. Sen odandasın. Kedinin başında. Dışarı çıkmıyorsun. Kapı kilitli. Açmıyorsun. Kedi. Kaskatı. Yanı başında. Baban kapıya vuruyor. Çık hadi. Cevap vermiyorsun. Sinirleniyor. Daha hızlı vurmaya başlıyor. Kulaklarını kapatıyorsun. Hırkaya sarılı kedi. Kokuyor. Çürüyor. Küflenmiş peyniri tutuyorsun ağzına. Ye. Yemiyor.

    Baban başında. Saçlarını okşuyor. Odaya nasıl girdi? Bilemiyorsun. Sarılıyor boynuna. Ağlıyor. Sen ağlamıyorsun. Zar zor. Anneni gömeceğiz. Hazırlan. Teyzen giriyor odaya. Elinden tutuyor. Kaldırıyor. Temiz kıyafet getiriyor. Üstünü değiştirelim. Annen temiz olmanı isterdi her zaman. Hareket edemiyorsun. Ağzından tek kelime çıkmıyor. Teyzen değiştiriyor üstünü. Dışarı çıkıyorsunuz. Yeşiller içinde bir tabut. Yerde. Kimin? Kedi. Kedi aç, susuz. Teyzen elini sıkı sıkıya tutmuş. Bırakmıyor. Tabutu sırtlanıyorlar. İki sokak aşağıdaki mezarlığa kadar yürüyorsunuz. Gri bulutlar kavgaya tutuşuyor. Yağmur yağmaya başlıyor. Büyük demir bir kapının içinden geçiyorsunuz. Öbek öbek beyazlıklar. Yerde ölü yapraklar. Bir çukurun başında duruyorsunuz. Çamura bulanmış bir kürek. Baban küreği alıyor. Tabutu çukura indiriyorlar. Bir adam dua okumaya başlıyor. Teyzen ağlıyor. Dayın geliyor yanına. Eğilip öpüyor. Sigara kokulu.

    Teyzenin elinden kurtuluyorsun. Koşmaya başlıyorsun. Herkes sana bakıyor. Baban ardına bağırıyor. Nereye? Durmuyorsun. Eve kadar. Odana giriyorsun. Kedi. Kurumaya başlamış. Hırkaya sarıp yeniden koşmaya başlıyorsun. Sırılsıklamsın. Kedi de. Mezarlığa geliyorsun. Babanın elinde kürek, çukura konmuş tabuta toprak atıyor. Seni görünce duruyor. Herkesin gözü sende. Kucağındaki hırkayı işaret edip fısıldaşıyorlar. Baban şaşkın. İzliyor. Çukurun içine giriyorsun. Kediyi annenin tabutunun yanına koyuyorsun. Ellerini çamurla doldurup üzerine atıyorsun. Anlıyorsun. Önünde iki ölü. Biri kedi biri annen. Ağlamaya başlıyorsun. Gözyaşların yağmura karışıyor. Ölülerin üzerine damlıyor.
  • Düşle hakikât arasında ritmik sallanan,
    Umudu ve umuru olmayan tek kahraman...
    Koca dünyayı bir lokmada yutar, semirir
    Mahzene tıkılmış da küflü peynir kemirir.

    Ali Cemâl
  • Sanırım bu Saftirik Greg in Günlüğü ndeki lanetli peynir gibiydi . Beecher Ortaoku nun küflü peyniri de bendim ...
  • "Aslında çok farklıyız. Bir araya gelmemiz mucize. Sen abartısız tutku, abartılı seks, bol yeşillik ve beyaz şarap seviyorsun. Bense saplantılı tutku, duygusallık, küflü peynir ve bira. Boş ver. Böylesi daha iyi. Seni daha az özlerim."