Puan vermedi·208 syf.··
2026 16. kitabı
Merha kıymetli okurlar, bu kitabı okurken Zülkarneyn kıssasına dair bildiklerimin ötesinde çok daha derin anlamlar olduğunu fark ettim. En çok da Allah’ın verdiği imkânları doğru kullanmanın ne kadar kıymetli olduğu mesajı beni etkiledi.” Zülkarneyn’in sadece güçlü bir hükümdar değil, aynı zamanda adaletli ve mütevazı bir kul olduğunu daha iyi anladım. Gelelim kitabın ne anlattığına; Kur’an-ı Kerim’de adı geçen Zülkarneyn’in kim olduğu sorusuna farklı açılardan yaklaşan oldukça dikkat çekici bir çalışma. Yazarın sadece klasik kaynaklarla yetinmeyip tarih, arkeoloji ve kur’an ayetleri üzerinden kapsamlı bir araştırma yaptığı anlaşılıyor. Zülkarneyn’in Büyük İskender mi, Pers hükümdarı Kiros mu olduğu meselesi, Kur’an kıssalarına daha derin bir bakış kazandırmış. Özellikle Zülkarneyn’in sahip olduğu gücü kendi menfaati için değil, insanlara fayda sağlamak ve yeryüzünde düzen kurmak için kullanması çok etkileyiciydi. Ye’cüc ve Me’cüc’e karşı yapılan set, sadece fiziksel bir engeli değil; ilim, emek ve adaletle kurulan bir medeniyetin sembolünü temsil ediyor gibiydi. Tefsir, tarih ve arkeolojinin bir araya gelmesi eseri daha da ilgi çekici hale getirmiş. Akademik bir çalışma olsa da anlatımı akıcı. Özellikle Kur’an kıssalarının tarihsel arka planını öğrenmeyi sevenler için oldukça ufuk açıcı bir kitap.
ZülkarneynBülent Şahin Erdeğer · Timaş Yayınları · 202618 okunma
Engereğin Gözü // Zülfü Livaneli
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2025 08:01
Zülfü Livaneli’nin yayımlanan ilk romanı olan bu eser, okuru OSMANLI SARAYININ görkemli duvarlarının ardında saklı en MAHREM odalara götürüyor. Sanki siz de oradaymışsınız gibi hissediyorsunuz; SESSİZCE, SUSARAK, derin bir TANIKLIKLA … Livaneli’nin de “EN SEVDİĞİM, istediğimi yapmaya en çok yaklaştığım KİTAP ” dediği bu roman, okuyucular tarafından da en sevilen eserlerinden biri olarak görülüyor. PEKİ gerçekten öyle Mİ? Bence EVET. Her ne kadar bazı yerlerini ELEŞTİRSEM de KİTABI son sayfasına kadar büyük bir MERAKLA ve SIKILMADAN okudum... Hikâyede, Osmanlı’nın en KARMAŞIK ve ACI dolu dönemlerinden birinde, Habeşistan'dan TOPKAPI SARAYI’NA getirilen, hadım edilerek erkekliği alınan HAREM AĞASI SÜLEYMAN’IN gözünden; sarayın gizli kapıları ardında tanık olduğu hayatları ve yaşananlar anlatılır. Süleyman tıpkı haremin GÖZÜ gibidir. Neler görür neler... Kah ÜZÜLÜRSÜNÜZ kah GÜLERSİNİZ... Romanda İSİMLERE yer verilmemesi MERAK uyandırırken, anlatılanların çoğu yorumcuya göre KÖSEM SULTAN ve I. İBRAHİM dönemine işaret ettiği söylenir. Ancak Livaneli için asıl mesele tarihsel kişiler değil; İKTİDARIN insan ruhu üzerindeki etkisidir. Bu yüzden roman bittiğinde geriye ihtişam değil, gücün yarattığı YALNIZLIK, PARANOYA ve insanın içindeki KARANLIK kalır. E nede olsa HÜKÜMDAR ÖLÜMÜ KUL ÖLÜMÜNE BENZEMEZ... Bu kitap bir TARİH romanı değil; tarihten esinlenmiş, tarihsel bir DEKOR içinde İKTİDARIN insan üzerindeki akılalmaz ETKİSİNİ, iktidarın etrafında PERVANELER gibi dönen İNSANLAR üzerinden anlatan; KARANLIK ile AYDINLIK arasında salınan güçlü bir roman deneyimidir. Alıntılar ️"Ulu Tanrı şahidimdir ki, uzun ve ıstıraplı ömrüm boyunca "DEĞERLİ" kılma işlemi kadar korkunç ve acı veren bir şey görmedim." (Syf 16) ️"Varlık yokluktur, yokluk da varlık!" (Syf 63) ️"İnsan
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202124,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İlber Hocadan Fatih
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Fatih Byzantion, Augusta Antonina, Nova Roma, Konstantinopolis ve Konstantiniyye, Stinboli, İslâmbol, Tsargrad, Dârü’l Hikâfetü’l-Aliyye, Darüssaâde, Dâr-ı Saâdet ve 1930 Mart İstanbul. 6 Nisanda başlayan kuşatma 29 Mayısta yani tam 53 gün sonra son buluyor. Bilinenin aksine İstanbul, deniz yoluyla değil Topkapı‘da aşağıda açılan lağımdaki büyük burçların çökertilip askerlerin yoğun bir şekilde girmesi ile fethedilmiştir. ******** Bûm nevbet mîzened ber târem-i Efrâsiyâb Perdedâr-i mîkuned der kasr-ı Kayser ankebût, (Örümcek, Kayser'in (Bizans İmparatoru) kasrında perdedarlık yapıyor, baykuş ise Efrasiyab'ın sarayında nevbet (nöbet) vuruyor.") Sözleriyle Fatih Ayasofya’ya giriyor. Ve 6-7 sene sonra da Sarayıyla birlikte geliyor. *********** Fatih hakkında; Müthiş bir sanatçı kimliği var. “Avni” mahlasıyla şiirler yazıyor, tamlamalarını ise Türkçe yapıyor. Arapça ve Farsça yerine. Kaligrafi yeteneğiyle, kitap sevgisiyle tanınan bir hükümdar. Milli tarihimizde Fatih Sultan Mehmet batı ile doğu arasında denge kuran; devletimizi, milletimizi ve özellikle kültürümüz Batı’ya açanların başında gelir. O, bir zanaatkar değil; aksine, meslekten bir aydın niteliğindeydi. Hiç taviz vermeyen, hiçbir ayrıntıyı unutmayan keskin bir zekaya ve fevkalede sert bir mizaca sahipti. Coğrafyayı iyi bilen, zamanı doğru okuyan, stratejik öngörüleri güçlü bir devlet adamıydı. Hurufiliğe Mezhebi; Hurufilik, 14. yüzyılda Fazlullah-ı Hurûfî tarafından kurulan, harflerin ve sayıların gizemli (batıni) anlamlarına, insan yüzündeki hatlara ve seslerin ilahîliğine dayanan bir mezheptir ki Fatih bu mezhebi benimsemiştir. Matematik astronomi coğrafya gibi alanlara da ilgi duymuş; klasik metinlerden çağdaş eser ve bilgilere kadar pekçok kaynağı takip etmiştir. Fatih Sultan Mehmet, tam anlamıyla bir
Fâtih Sultan Mehmedİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2025915 okunma
Kul-Efendi Zinciri Üzerine
Puan vermedi·160 syf.··
2026 1. kitabı
Az önce Engereğin Gözü kitabını okudum. Bu yazıda, kitabın bende uyandırdığı düşünceleri paylaşacağım. Bence, hiyerarşik bir düzenin katılığından nasibini almış, kendisinden çok daha büyük bir zincirin ufak bir parçası olarak "yaşayan" biri, yaşamının kendi yaşamından ibaret olmadığını bilen biri yaşamı farklı görür. Yaşam, iktidar zincirindeki biri için anlamsız olamayacak bir şeydir. Zira kulun boynu kıldan incedir: onun celladı, bünyesinde hemhal olduğu zincirin ta kendisidir. Zincirin bir parçası olarak yaşamı üstündeki hakkından, yaşamına hükmeden bir anlam katma uğruna feragat etmiştir o. Hükümdar da ondan farklı sayılmaz. O da zincire bağlıdır: zincirin kaderine hükmetse de, zimcir de onun kaderine hükmeder. Nihilizmin post viktoryen dönemde felsefenin merkezine ulaşmış olması ilginçtir. Katı hiyerarşik düzenlerin, monarşinin ve imparatorlukların yerini cumhuriyetlerin aldığı: zincirlerin gevşeyerek halatlara dönüştüğü bir dönemde, yaşam hakkını eline alan kul(veya efendi) onunla ne yapacağını bilemez. İnsan, yarattığı kul-efendi zincirinin yıkılmazlığına kaptırmıştır kendini. Kendi varoluşu o zinciri öncelese ve o zincirden temelde bağımsız olsa bile, insan bunu göremez. Zincirlerin gitgide yumuşadığı bir çağdayız. İlerisi ne gösterir bilemem ama şunu bilirim: insan, kuldan da efendiden de yücedir. O, yüceliğini yücelik kavramına borçlu da değildir. Engereğin Gözü
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202124,8bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 3. kitabı
Öncelikle bu kitapla ilgili dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi Zülfü Livaneli’nin diğer kitaplarından farklı bir üslup kullanılması bunda daha çok saray üslubu kullanılmıştı yanlış telaffuz edilmiş sandığımız bir çok kelimenin eski zamanlardaki telaffuzu vardı ve bununla beraber kitabın arkasında bu kitapla ilgili Zülfü Livaneli ile bir söyleşi, kendisine kitapla ilgili gelen sorular ve onların cevapları ve bu sektörde çok saygın insanların kitapla ilgili yorumları var özellikle arkadaki soru cevaplar kitapla ilgili Anlamadığımız yerlerin açıklanmasında yanlış anladığımız yerlerin doğrulanmasında çok etkili olduğunu düşünüyorum Senaryo güzel akıcı sıkılmadan okudum arkadaki söyleşilerle beraber totalde 150 sayfalık bir kitap 3 gün gibi bir sürede bitti Kitapta tutarsız bulduğum şöyle bir nokta var kitabın kapağında hükümdar ölümü kul ölümüne benzemez yazıyor SPOILER VERIYORUM senaryonun sonunda hükümdarın ölmesinin özelinde değişen hiçbir şey yok sadece cellat ben bunu yapamam hükümdarı öldüremem deyip işten vazgeçiyor onu da geri yakalıyorlar onun dışında herkes yine duasını Edip kendi hayatına bakıyor yani kapakta neden böyle bir şey yazmış anlamadım Kitabın sağ üstteki Der Spiegel ibaresini de araştırdım bu Almanya’nın en etkili ve en çok okunan yayın organlarından biriymiş uluslararası saygınlığı yüksek bunun sebebi siyaset ekonomi uluslararası ilişkiler toplum ve kültür alanlarında yani çok yönlü araştırmacı gazeteciliği ve özellikle araştırma dosyaları ve siyasi skandalları ortaya çıkarmasıyla bilinmesimiş böyle bir itibara sahip bir kitap şu anda Bir de kitapta şöyle bir cümle geçiyor kitabın anlatıcısı hadıma padişahın büyüleyiciliğini anlatmak için “ Engereğin gözünü bile kamaştıracak bir ihtişama sahipti “ diyor ARKADAŞLAR ENGELLEYIN GÖZÜ NE ALAKA
Edebiyat
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202124,8bin okunma
Soluksuz okunan çok akıllıca yaratılmış bir evren
10/10
·668 syf.··
2026 8. kitabı
1000 yıldır hüküm süren Lord Hükümdar isimli tanrı olarak görülen zalim bir imparator tarafından yönetilen, asillerin bu imparatorun himayesi altında zenginlik ve güç içinde yaşadığı, sıradan halkın ise bu asiller tarafından köleleştirilerek eziyet edildiği ve öldürüldüğü bir dünya. Bu dünyada artık yeşil yok, çiçekler yok, dünya sislerle kaplanmış ve göklerden kül yağıyor. İçten metalleri yakmaya dayalı bir büyü sistemi ve bu büyüleri kullanabilen siskan ve sissoylular. Ve bu zalim yönetimin baskılarından bıkmış bir Sissoylunun ve onun hırsız çetesinin zulme karşı koyma mücadelesi. ÇOK ÇOK ÇOK iyiydi bütün kitap. Tek bir noktasında bile sıkılmadım. Başta göz korkutmasına rağmen anlaşılmaz bir dili yok. Kesinlikle bu kitapta en sevdiğim unsur yaratılan büyü sistemi. Fizik kurallarıyla birleştiren Allomansi denilen bu farklı büyü sistemi kitap boyunca bize o kadar detaylı, anlaşılır ve bir mantığa dayandırılarak anlatılıyor ki sanki gerçekten böyle bir evrenin ve bu güçlerin olduğuna inanıyorsunuz. Allomansi ve fetukemi bilimini kitapta yer yer fizik kurallarına, yer yer tarihe ve dinlere bağlayarak çok güzel işliyor. Ayrıca büyü sisteminin yanı sıra politik stratejiler ve güç dengeleri de kitabın çok önemli bir kısmını oluşturuyor ve bu kısımları okumak da en az aksiyonu ve fantastik kısımları okumak kadar zevkli. Diğer çok beğendiğim nokta ise yan karakter dahi olsa hiçbir karakterin yüzeysel geçilmemesi. Nerdeyse bütün önemli karakterlerin iç dünyasını, bakış açılarını ve geçmişlerini öğreniyoruz ve bağ kurabiliyoruz. En sevdiğim karakterler Kelsier ve Sazed oldu. Sazed'in geçmişini ve dinsel bilgi birikimini okumak çok keyifliydi. Evet kitap bazı yerlerde tempo olarak yavaşlıyor ama ben oraları da sevdim. Aslında karakterlerin özellikle hırsız çetesindeki
Sissoylu - Son İmparatorlukBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 20141,880 okunma