kunala

kunala
Regular every day normal guy
m.youtube.com/watch?v=cjLzH4J... Bir köprü gibidir sırtında hayat taşır Saltanat sürerken içinde acı taşır Hayat o köprüden binbir kılıkta geçer Yollara hem sevgi hem de acıyı döker İnsanoğlu yaşamaktan elbet zevk almak ister Düşüncelerden sıyrılıp biraz mest olmak ister Şarkılarla, türkülerle içindekini döker Kuralları değişse de bu oyun böyle Böyle sürer gider oyuncular değişir Bir köprü gibidir insanoğlu dünyada Sırtında kaderi gözlerinde umutla
Reklam
Okumak insanı sahiden geliştiriyor. Yalnızca okumakla mı kalmalı peki? Bazıları yalnızca okumanın da yeterli olacağını pekala söyleyebilir. Onlardan olmadığımı söyleyebilirim. Ya da söylemeyebilirim. Söyleyebilirim yahut söyleyemem; bunlar şahsi konulardır. Söyleyebileceğimi söylerim söyleyemeyeceğimi söylemem. Söylemek... ya da söylememek. Her neyse. Yine de söylemeden geçemeyeceğim. Okuduklarımızı yaşamımıza uygulayamıyor, ondan alabileceğimiz azami faydayı sağlayamıyorsak bence eksiğimiz var demektir. Okumanın verdiği tat ile yapmanın verdiği arasında bariz bir fark olduğu kanısındayım. Mesela bugün patatesli çıtır börek tarifi okudum. Entelektüel yönden bana pek katkısı olmadı, ama patatesli çıtır börek tarifini hayatıma uygulayınca...
Herhangi bir cümleyi devrik yazdığınızda bunun bir şekspir alıntısı olma ihtimali %70’tir. Örneğin; “Ruhumuzu elinde tutan şeydir acı, ışıksız gecelerinde dünyanın.” Örneğim kötü kabul ama %70 demiştim ayrıca yine de idare eder.
“Ne kadar gülsem gönlüm şen olmaz”