kunala

kunala
Regular every day normal guy
Boş yapmak lafını sevmiyorum fakat aynı manayı verebilecek ifadeler de pek bulunmuyor gibi.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir yağmur bilirim bir de kaldırım Biri damla damla alnıma düşer Diğerinde durup göğe bakarım Ne şehir ne deniz kokan gemiler Bir yağmur bilirim bir de kaldırım
Identity theft is not a joke, Jim! Millions of families suffer every year!
Dervişe sormuşlar: “ Ey derviş, nereden gelir nereye gidersin, bu handa kim yolcu kim misafir vs.” Derviş demiş ki : “Ya normal konuşmayı unuttum yapmayın gözünüzü seveyim ibret vermeden konuşmak istiyorum bırakın gideyim beni abicim haydi nolur”
“Daha Babıali yokuşunda, süngü takmış bir Fransız kıt’asının, başlarında mahut Marsaillaise, muntazam bir yürüyüşle yukarıya doğru çıktığını gördüm. Bu ihtilâl ve insanlık türküsü bir işgal müfrezesine hiç yakışmıyordu. İçim garip bir isyanla dolu ters yüzü döndüm ve bir tramvaya atladım. Fakat bindiğim tramvay onlara Çarşıkapı’da yetişti. Bu sefer La Madelon, Madelon’i, dinlemeye mecbur kaldım. Sonradan yaptıkları harp edebiyatında o kadar adı geçen bu türkü tüylerimi diken diken etti. Bunlar haddizatında belki güzel şeylerdi. Fakat benim İstanbul’umda ne işleri vardı? Biz harbe girmekle hata ettikse, onlar bu muameleyi yaparak bu hatayı devam ettirmeli miydiler? Tarih bir yerde bütün hataların tasfiyesini yapmayacak mıydı? Kafam bu suallerle dolu, Fransız kıt’asının arkasından yavaş yavaş yürüdüm. Ve onların Aksaray’a doru kıvrıldığını görünce ben de rahatça yoluma devam ettim. Fakat daha Vezneciler’de karşıma bir İskoç kıt’ası çıktı. Bunların başında mızıkaları yoktu ve adetçe daha azdılar. Bu tesadüf kendi memleketlerinde olsaydı yahut buraya bir dostluk tezahürü için gelmiş olsalardı, ilk defa gördüğüm kıyafetleriyle ne kadar hoşuma gidecekti. Fakat şimdi Bayezıt Camii’yle, Şehzadebaşı Camii’nin arasında, yüzlerinden keder akan bu halkın arasında sadece ıstırap veriyorlardı.”