7. kitapla birlikte artık bu serinin ilkokul çağı için yazıldığına emin oldum. Yazarın mekan (örn. Faerûn, Mithral Salonu), ırk (özellikle komik ve babacan davranan madenci cüceler), kahraman isimleri, karakterlerin amaçları ve maceralarını yaratırken kendini belli eden olabilecek en düşük kalitedeki Tolkien özentiliği adeta bağırıyor. Hatta Orta Dünya’da cücelerin çok değerli olan ve özellikle zırh yapımında kullanılan “mithril” madeni çıkarmalarına karşın Drizzt Efsanesi’nde de tesadüfe bakın ki birebir kopyalanan cüceler çok değerli olan ve özellikle zırh yapımında kullanılan “mithral” madeni çıkarıyorlar. Ebesinin hörekesi dediklerinden.
Ayrıca her sayfada ana karakterin ne kadar erdemli olduğu hakkında övgüler, arkadaşlarıyla ettiği samimiyetsiz sohbetler, “Yeryüzündeki tüm drowlar peşime düşse yine de senin düğününü kaçırmam tabii dostum! Biri beni engelleyecek olsa onun hakkından gelirim!” gibi yapmacık, iğrenç diyaloglar derken kitabı okurken çok sık kusacak kadar tiksindim. Buçukluk (Halfling) kelimesine kadar birebir çalmış yazar ve bu buçukluklar da yemek yemeyi, konforu, değerli eşyaları vs. çok seviyor ve çok da sempatik yaratıklar. Tanıdık geldi mi? Bıktırdı yani. Serinin tek orijinal tarafı Karanlıkaltı, Örümcek Kraliçe ve drowların dinleri ama sırf bu orijinalliği yüzünden seriyi okumaya katlanılır mı? Kesinlikle hayır.
Tolkien eserlerinin Şeyma Subaşı tarafından “Herkesi mutlu edemezsin çünkü sen pizza değilsin” gibi cümleler seviyesinde yeniden kaleme alındığını hayal edin, işte Drizzt Efsanesi’nin ilk 7 kitabında benim gördüğüm budur. İlk 13 kitabın tamamına sahibim ama okumayı bırakıyorum.