özzy

özzy
@kuslarderki
Puan vermedi·94 syf.··
2019 8. kitabı
BİR DELİNİN ANILARI ▪ "Sadece aklıma gelen her şeyi kağıda dökeceğim, düşüncelerimle birlikte anılarımı, izlenimlerimi, düşlerimi, heveslerimi, düşünceden ve ruhtan geçen her şeyi; gülüşü ve ağlayışı, beyazı ve siyahı; one yürekte başlayan ve sesli dönemlerde yufka gibi açılan hıçkırıkları ve romantik kelime oyunlarında eriyip giden göz yaşlarını..." diyor ve anlatmaya başlıyor Flaubert. Bu ilk roman otobiyografik özelliklerin yanısıra yazarın da içinde bulunduğu burjuva sınıfını, sahte ilişkileri eleştirmeye yönelik bir roman. Okurken içinde kendinizi de bulabileceğiniz bir yapıt. Yazar ortaokulda diyor, orada bütün beğenilerim yüzünden incitildim; tek başıma kaldım. Artık bir deliydim, diyor. Henüz on yaşında oysa. Sınıf arkadaşları (!) öğretmenleri dahil onun hayalci kişiliğiyle dalga geçiyor. "İnsanı dehşetten delirtecek, korkulu hayallerdi bunlar." diyor yazarımız. Kendini hayalci, tasasız, başına buyruk, kendi kaderini kendi çizen ve aşkla dolu bir varoluşun getireceği bütün şiirleri düşleyen biri olarak anlatıyordu. Böyle anlatırken bir gün Maria'yı tanıdı. Onu sevdi. Aşık oldu. "Bu uykusuzlukta aynı anda hem ıstırap hem de neşe var." dedi. "Kalbimin içindeki tam bir kaostu, devasa bir uğultuydu, bir delilikti." diyerek devam etti. Kavuşamayacağı birine tutulmuştu o artık. Werther'e benzettim bende onu. Aman sonu benzemesin diyerek. Gerçi kendisi de aşık olduğu o zamanlar içinde Werther'i okumuştu. Sonu benzemedi ona. Veda etti o Maria'ya. Elveda! dedi. "Elveda! Başka tutkular gelecek, belki de unutacağım seni, ama her zaman kalbimin en derin yerinde kalacaksın, zira kalp öğle bir dünyadır ki, insanı altüst eden, deşen ve yeniden işleyen her tutku, bunu önceki tutkuların kalıntılarının üstünde yapar. Elveda!" ▪ Werther'i çok sevmiştim. Onu sevdiyseniz bunu da
Bir Delinin AnılarıGustave Flaubert · Sel Yayıncılık · 20222,572 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·131 syf.··
Beğendi
·
2019 7. kitabı
ON ÜÇ GÜNÜN MEKTUPLARI ▪ Cemal Süreya'nın eşi Zuhal Tekkanat'a, Zuhal'in ameliyat olup on üç gün boyunca hastahanede kaldığı süreç, yazdığı mektupları ve 1967-1978 yılları arasında Cemal'in Ankara'da Zuhal'in ise İstanbul'da olduğu zamana ait mektupları okuyoruz. O kadar içten, o kadar samimiyetle yazılmış ki mektuplar okursanız siz de göreceksiniz. Kendi el yazısının da içinde olduğu hatta çizimlerinin bile bulunduğu bu kitabı sevmememek mümkün değil. Cemal Süreya Zuhal Tekkanat'a ben yaşadığım sürece mektupları yayınlama diyor. Zuhal Tekkanat'da o öldükten sonra bu mektupları düzenleyip veriyor. Süreya mektupların iki cümlesinden birinde Zuhal'i sevdiğinden, Memo'yu (Memo Cemal Süreya ve Zuhal Tekkanat'ın oğlu) ne kadar özlediğinden bahsediyor. Hatta hep olmasını istediği kızı Elif'den bahsediyor. Mektup okumayı seviyorsanız bence okumanız gereken bir kitap On Üç Günün Mektupları. ▪ "Biz iki ayrı ırmak gibi ayrı yerlerden kopup geldik, kavuştuk bir noktada, yanıbaşımızdan küçük bir kol da alarak büyük bir nehir meydana getirdik; birlikte akıyoruz şimdi." ▪ "Ben sözler karşısında renk vermem, ama içime atarım onları." ▪ "Memo. Ne güzel çocuğumuz var. Elif daha güzel olacak. Sesi de güzel olur mutlaka. Çünkü sen. Sen ne can kadınsındır sen. Kirpiklerinin ucuyla şarkı söylersin. Buram buram tütersin Cemal Süreya'nın yüreğinde. Sen yanımda ol, gam kasavet çeker gider. Türkülenirim. Mutluluk gelir ılım ılım. Sevda sözlerinin bini bir para." ▪ "Bir de şunu diyorum; geçmiş günler geleceklerden parlak değil. Buna inanmanı istiyorum. Seni evrence seviyorum." ▪ "Zuhal'im, umudum. * Kendine iyi bak. * Gözlerinden, gözlerinden." ▪ "Düşler anıların kız çocuklarıdır. Sen yaprak bakışlı küçük kız, eğil bir yol öpeyim yanağından."
On Üç Günün MektuplarıCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 20175,6bin okunma