Kendi medeniyetimizin kullanılmamış imkânları, çağın ihtiyacına cevap vermeğe hazır potansiyel güç, dürülü bir sofra gibi önümüzde dururken, birçok halkların zorla veya aldanarak deneme yoluna girip de şimdi başını taştan taşa vurduğu halde dönemediği birtakım yabancı doktrinlere kapılmamız ve onların tükenmez tartışması içinde altın zamanımızı ve son umutlarımızı kaybetmekten bir an geri durmamamız için, bilmem ki, ne gibi bir büyü yapıldı bize?
Maarifimiz, yığma bir tepe gibi, ortasından çatlayıp durmakta, temeli eğrilmekte, tuğlaları savrulmakta, bizse, çatlakları doldurmakla zaman geçirmekteyiz. Batı kültürüne kayıtsız şartsız teslim olmuş olmanın cezasını çektiğimizin daha farkında bile değiliz.
Yazısı, resmi, musikisi, değer hükümleri ve görgü kuralları, hayat telâkkisiyle batı kültürüne ait olan okulumuz, üzerine oturduğu halk kültürü tarafından nasıl olur da hiç rahatsızlık duyulmadan kabul edilebilir, benimsenir?
Efendiler! Bütün memleketi, fikir ve ruhça, şuurlaşma bakımından ayağa kaldıracak bir gongunuz varsa getirin onu bütün gücümle çalayım, tehlike çanının ipini koparırcasına çekeyim!