İnsanların sürekli mutlu olması gerektiğinin savunulduğu hatta dayatıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Dijital platformlar başta olmak üzere yaşamımızın her anında bizimle var olan bu mecralar devamlı olarak mutluluğu işleyerek zihinlerimize empoze ediyor. Mutluluk bir ödev haline getirilmeye çalışılıyor ve mutlu olmazsak hayatın yaşamaya değer olmadığı bize anlatılmaya çalışılıyor. Yazar pozitif düşünme, depresyon, melankoli, üzüntü, tesadüf gibi kavramları toplumu çok iyi gözlemleyerek bize somut olarak, akıcı ve açık bir dille anlatıyor. Her şeyin zıddıyla kaim olduğunu ve mutluluk yanında mutsuzluğun da bir dinlenme alanı olduğunu, sürekli bir yaşama sevincinin bizi güçten düşüreceğini ve üzüntünün de tadılması gerektiği düşüncesi paylaşılıyor. Mutluluğun değerinin mutsuzlukla bilinebileceğinin üzerinde duruluyor.
İyi okumalar.