Modern klasikler dizisinden en çok beğendiklerim arasına üst sıralardan giriş yapan bir kitabı sizlere anlatmaya çalışacağım. Kitabı bayıla bayıla okudum. Leonardo da Vinci'nin en meşhur eserlerinden "Son Akşam Yemeği"nin yapıldığı yıllarda yaşadım adeta kitabı okurken. Yahuda, Hristiyanlık öğretisinde ihanetin ve kibrin sembolü olan bir havaridir. Belki de İsa'yı en çok seven ama bu sevgisi kibrine mağlup olan ve ihaneti kendine hak gören karakter. İşte Leonardo tüm resmi tamamlar, yalnızca Yahuda'nın karakterini taşıyan bir yüze ihtiyaç duymaktadır. O sırada bir Alman, Türk topraklarından Milano'ya babasına ait borcu tahsil etmeye gelir, olaylar böylece gelişmeye başlar. Müthiş bir aşk ihanet çemberi oluşmaya başlamıştır. Yazarın Yahudi asıllı olmasından dolayı Yahuda karakterini bir Alman'a yüklenmesinin inceliği hoşuma gitti aslında. İnsanları bilhassa da yazarları içerisindeki toplum, düşünce yapısı, yetiştirilme biçimi çok etkiler. Bu yüzden dünyaca ünlü eserleri okurken yazarların düşünce dünyalarını çözümleyebilmek adına en çok içinde yaşadıkları dini bilmeye bir zaruret olarak bakıyorum. O yüzden bu kitabı okumadan önce en azından Yahuda İskaryot'un kim olduğunu, Hristiyanlık öğretisinde Hz. İsa ve 12 Havarisinin kıssalarını bir okumak gerektiğini düşünüyorum. Ben Leonardo'ya ve dinler tarihine çok meraklı olduğum için severek okudum. Siz de bu alanla ilgileniyorsanız tek solukta okuyacağınız bir eserdir kesinlikle tavsiye ediyorum.
.
.
Gerçekten değerli, hatta eşsiz bulduğum tek şey var, o da zaman. Zamanını istediği gibi kullanan kişi mutludur, zengindir.
.
... bu tür şeylerden anlamayan insanların size söyledikleri, karanlık ışığa ne kadar uzaksa o kadar uzak gerçeklerden.
.
Mutluluk mu? Hayatın zehrinin altın kasede sunulmasından başka nedir